banner128

Gençler Cemaat ve Vakıflara mecbur bırakılıyor

Elazığ’da Tıp öğrencisi Enes Kara’nın cemaat yurdunda yaşadığı baskı sebebiyle hayatına son vermesinin ardından ülkede yasal ya da çoğunlukla kaçak bir şekilde faaliyet gösteren cemaat ve vakıf yurtlarının kamuoyunda tartışılmaya başlanmasının ardından iktidarın kaçak yurtları “sıradan apartman dairesi” olarak görüp denetlemeye gerek olmadığı yönündeki açıklamaları üzerine CHP İstanbul Milletvekili Dr. Ali Şeker, Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Kasapoğlu’na bir soru önergesi yöneltti. CHP’li Şeker, “Yöre halkının, bölge sakinlerinin cemaatler tarafından yurt olarak işletildiğini bildiği yerler yetkililerce denetlenmiyorsa, denetlemeye gerek görülmüyorsa; 20 yıldır tek başına ülkeyi yönetenler gençlerin barınma sorunu çözecek gerçekçi adımları atmamakta direniyorsa, bu durumun tek izahı iktidarın gençleri cemaat ve vakıflara mecbur bırakma gayretidir” değerlendirmesinde bulundu.

Eğitim hakkının anayasa ile güvence altına alınmış haklar arasında yer aldığını ifade eden CHP’li Şeker, “Ancak bu hakkın kullanımında fırsat eşitliğinin gözetilmesi ve sağlanması da devletin görevidir. Eğitim hakkının güvence altına alınması ancak öğrencilerin barınma hakkının sağlanması ile mümkün olacaktır. Ancak ülkemizde, özellikle son yıllarda yaşanan ekonomik krizlerin de etkisiyle, barınma sorunu çözülemediği için öğrenciler ya eğitim haklarından yararlanamamakta ya da maddi gerekçeler ile ailevi ve toplumsal baskılar ile cemaat ve vakıfların yasal ya da kimi zaman kaçak bir şekilde işlettikleri yurtlara mecbur bırakılmaktadır. Eğitimde barınma hakkı her kademede ve üniversite eğitiminde, çocukların, gençlerin ve ailelerin karşı karşıya kaldığı en önemli sorundur.” dedi.

Enes Kara’nın İntiharı Yakın Geçmişte Yaşanan Faciaları Bir Kez Daha Hatırlattı

Cemaat ve vakıflarca işletilen yurtlarda yaşanan faciaları hatırlatan CHP’li Şeker, “Barınma sorunu köklü bir çözüme kavuşturulmadıkça; 2016 yılında Aladağ’da yaşanan ve 11 orta öğrenim gören kız öğrenci ile bir bakıcının hayatını kaybettiği yurt yangını faciası, Antalya’da İlim ve Kültür Derneği'nin Erenköy tarikatına kiraladığı kaçak öğrenci yurdunda denetimsiz bir şekilde çalıştırılan personelin üniversite öğrencisi 18 yaşındaki Mehmet Sami Tuğrul'u satırla vahşice katletmesi ve son olarak da ailevi baskılar sebebiyle cemaat yurdunda kalmaya zorlandığı için hayatına son veren Enes Kara’nın intiharı gibi toplum vicdanını derinden yaralayan faciaların önü alınamayacaktır. Sosyal devlet ilkesinin bir yansıması olarak devlet, tüm öğrencilere çağdaş ve sağlıklı şartlarda barınma imkânı sağlamakla yükümlüdür. Ancak son 20 yılda, bu yükümlülük gerektiği gibi yerine getirilmemekle birlikte, barınma hizmeti sağlama yükümlülüğü adeta cemaat ve vakıflara devredilmiş durumdadır. Neredeyse her il ve ilçede yöre halkınca bilinen ve cemaatler ve vakıflarca kaçak bir şekilde işletilen yurtların varlığı, bu durumu doğrular niteliktedir.” eleştirisinde bulundu.  

İktidarın 15 Temmuz öncesi “ışık evleri” adı altında gerçekleştirilen örgütlenme ve yapılanmaya bilerek göz yumduğunu hatırlatan CHP’li Şeker, “Geçmişte göz yumulan ışıkevlerinde örgütlenenler 15 Temmuz darbe girişimini gerçekleştirdi. İktidar, bu yaşananlardan hiç ders almamış gibi bugün de farklı cemaat ve vakıfların cemaat evlerinde örgütlenmesine, gençleri kıskacına almasına adeta göz yumuyor, müsaade ediyor” dedi.

KYK Yurtlarında görevlendirilen manevi rehber uygulamasına da değinen CHP’li Şeker, “KYK yurtlarında barınma imkanı bulan gençler ne yazık ki çok çeşitli sorunlarla karşı karşıya. Maddi ve manevi sorunlarla eğitim hayatlarını sürdürmeye çalışan gençlerin yaşadığı sorunların çözümünde, sayıları on binleri bulan işsiz psikoloji ya da PDR mezununun istihdam edilmesi yerine, KYK, Diyanet ile işbirliği içerisine girerek manevi rehber uygulaması başlattı. Kotalı internet, hijyen kurallarına uygun hazırlanmamış yiyecek, küçültülmüş porsiyonlar, kontenjan artırmak için odalara getirilen ek yatakların yaşam alanlarını standardın altına düşürmesi gibi problemler için gençler çözüm beklerken, manevi rehber uygulaması sebebiyle fişlenme tehlikesi ile karşı karşıya bırakıldılar. Fişlenme endişesi yaşayan gençler kendilerini baskı altında hissediyor. Oysa gençlere, yaşadıkları sorunlarla baş edebilmeleri için gerekli hallerde psikolojik desteğe başvurabilecekleri, psikoloji ya da psikolojik danışma ve rehberlik eğitimi almış kişilerin istihdam edileceği bir sistem hayata geçirilmeli” dedi.

CHP’li Şeker, Bakan Kasapoğlu’ndan aşağıdaki sorulara yanıt istedi:

  1. Son 10 yılda, kaçak yurt ve cemaat evi işletildiği gerekçesi ile gerçekleştirilen denetim sayısı kaçtır? Bu denetimler sonucunda verilen adli ve idari cezalar nelerdir?
  2. Kaçak bir şekilde cemaat ve vakıflarca işletilen yurtlara ve cemaat evlerine ilişkin son 10 yılda Bakanlığınıza ya da diğer ilgili resmi kurum ve kuruluşlara yapılan ihbar sayısı kaçtır? Bu ihbarlar nasıl neticelenmiştir?
  3. Ülkemizde cemaat ve vakıflarca işletilen yurt ve cemaat evi sayısı kaçtır? Bunların illere göre dağılımı nasıldır?
  4. Bu yurtlarda ve cemaat evlerinde kaç öğrenci barınmaktadır? Cemaat ve vakıflarca işletilen yurtlarda ve cemaat evlerinde barınan öğrencilerden kaçı KYK yurdunda barınma başvurusunda bulunduğu halde hak kazanamamıştır?
  5. KYK yurtlarında manevi rehber/danışman adı altında görev yapan kişi sayısı kaçtır? Bu kişilerin mezun oldukları bölümlere göre dağılımı nasıldır? Bu kişilerin kaçı psikoloji ya da psikolojik danışma ve rehberlik bölümü mezunudur? 

Anahtar Kelimeler:
Ali şeker
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.