"Tarihin doğru tarafında durmak" sözünü çok seviyorum. Eklemek isterim ki, "tarihi doğru okumak" da çok önemlidir.

Özellikle Ecevit'in ölüm yıl dönümü olduğu bir günde tartışmalara girmek istemiyorum ama yanlış ya da eksik yorumlar yapıldığı için kayıtsız kalamıyorum.

*

Öncelikle şunun altını çizmek istiyorum: İttifakların (şimdiki gibi) yasal olmadığı dönemlerde partilerin iş birlikleri matematiksel sonuçlar vermiyordu. Yâni 2+2=4 etmiyordu.

Örneğin 1999'da DSP yüzde 22.19, CHP ise yüzde 8.71 oy aldı. Solun toplam oyu 30.90 oldu.

2007'de ise DSP ile CHP iş birliği yaparak seçime girdi. İki partinin toplam oyu yüzde 20.88'de kaldı.

Birleşince solun oyu yükselmedi. Tersine 2007'de iki sol partinin toplam oyu yüzde 10.02 azaldı.

*

Dolayısıyla "94'te sol birleşmediği için İstanbul'da Tayyip Erdoğan, Ankara'da ise Melih Gökçek kazandı" iddiası boşa çıkıyor.

Çünkü iki partinin benzer seçmenlerinin yanı sıra hiç benzemeyen seçmenleri de var.

Partileri birbirine yakın gibi görünseler de, hatta aynı olsalar da seçmen tercihleri, başka sebep ve gerekçelerle olağanüstü farklılıklar gösterebiliyor.

*

94 Seçimleri'nde "Ankara ve İstanbul'da DSP, CHP ve SHP iş birliği yapsaydı bu üç partinin ortak adayı kazanabilir miydi?"

Bir ihtimal diyeceğim ama kazanamama ihtimali daha yüksekti. Çünkü o zaman da ANAP, DYP ve RP, hatta dördüncü parti olarak da MHP seçimleri sola kaptırmamak için iş birliği yapabilirdi.

MİLLİYETÇİ CEPHE dönemlerini hatırlayalım: Dönemin sağcı partileri, büyüyen SOL'a iktidarı kaptırmamak için CEPHE kurmuştu. Başka bir seçimde de MHP, RP ile iş birliği yaparak ikinci bir cephe kurmuştu. (Şimdi bu cephenin başka bir versiyonu işbaşında.)

*

Unutmayalım ki, TÜRKİYE, KOMÜNİZM VE SOL KORKUSU ile şartlandırılmıştır.

Ecevit bile CIA ve MİT tarafından komünist sanılarak takibe alınmıştır.

SOL KORKUSU hâlâ devam ediyor. Ve Türkiye, ne çekiyorsa bu korkudan çekiyor!

Ecevit; ULUSAL SOL, ULUSAL BİRLİK, İNANÇLARA SAYGILI LAİKLİK ve TAM DEMOKRASİ ilkeleriyle solu, bu şartlandırılmışlıktan kurtarmaya çalışıyordu.

İzlediğim kadarıyla YENİ PARTİ de benzeri bir yol izlemeye çalışıyor.

(Aktif siyaseti ve aktif gazeteciliği bırakan biri olarak ben de bu hareketi -üye olmadan da olsa-destekliyorum.)

Tarihi bir de böyle okumamızda yarar var.

İstanbul, 5 Kasım 2026