Heidelberg Materials ana hissedarlığında sektör yolculuğuna devam eden Akçansa,
2026 yılı ilk dokuz aylık finansal sonuçlarını açıkladı. Enflasyon muhasebesi (TMS
29) uygulanarak hazırlanan sonuçlara göre şirketin satışları geçen yılın aynı
dönemine göre yüzde 4,7 artarak 23,1 milyar TL’ye ulaştı. Aynı dönemde net kâr
yüzde 7,1 artışla 677 milyon TL olarak gerçekleşti. Şirketteki yeni dönemle birlikte
ortaklık yapısında da değişim yaşandı. Zorunlu pay alım teklifinin tamamlanmasının ardından Heidelberg Materials’ın Akçansa’daki payı yüzde 94,8’e ulaşırken, halka açık ve diğer payların sermayeye oranı yüzde 5,2 oldu.
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Akçansa Genel Müdürü Tayfun Öneş
şunları kaydetti:
“Yılın üçüncü çeyreğinde yurt içi talep, özellikle faaliyet gösterdiğimiz bölgelerdegüçlü seyretti. Hazır beton satış hacmimizdeki büyümeyi daha doğru ürün karması vemaliyetlerimizdeki katı disiplinimizle destekleyerek operasyonel kârlılığımızı artırdık.
Yılın üçüncü çeyreğinde net kârımızı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 45,5oranında artırarak 779 milyon TL’ye yükselttik. Bu dönemde nakit yaratmakabiliyetimizin güçlenmesi de bizim için sevindirici bir sonuç. Fiyat ve maliyetkoşullarının öne çıktığı bu dönemde, maliyet ve işletme sermayemizi disiplinli yöneterek kârlılığımızı ve finansal dayanıklılığımızı güçlendirmeye devam ettik.”
Akçansa’nın yeni dönem yatırım planları arasında yer alan Samsun Ladik
Fabrikası’ndaki modernizasyon projesinde de yeni bir aşamaya geçildi. Pre-
kalsinasyon yatırımını da içeren, üretim kapasitesinin artırılması ve enerji
verimliliğinin geliştirilmesini hedefleyen proje için Çevresel Etki Değerlendirmesi
(ÇED) süreci başlatıldı. Akçansa Genel Müdürü Tayfun Öneş, Heidelberg
Materials’ın ana hissedarlığında şekillenen yeni dönemin önceliklerini ise şöyle
anlattı:
“Heidelberg Materials’ın küresel bilgi birikimi ve deneyimlerini Akçansa’nın yerel gücü ve yetkinlikleriyle bir araya getirirken önceliğimiz, operasyonlarımızı daha verimli hale getirmek, kaynaklarımızı etkin kullanmak ve uzun vadeli rekabet gücümüzü geliştirmek.
Rekabet gücümüzü daha da üst seviyeye taşımanın önemli bir parçası da sürdürülebilirlik. İlk dokuz ayda alternatif yakıt kullanım oranımız yaklaşık yüzde 22 seviyesinde gerçekleşirken, CO₂ emisyon yoğunluğumuzu ton başına 691 kilogramdan 674 kilograma düşürdük. Sürdürülebilirliği yalnızca üretim süreçlerimizle sınırlı görmüyor; faaliyet gösterdiğimiz bölgelerde çevresel ve toplumsal fayda yaratmayı da sorumluluğumuzun önemli bir parçası olarak görüyoruz. Eğitimden çevrenin korunmasına uzanan farklı alanlarda, yerel ihtiyaçları gözeten ve uzun
vadeli değer yaratmayı hedefleyen çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Önümüzdeki dönemde de operasyonlarımızdaki dönüşümü çevresel ve toplumsal etkimizi gözetenbir yaklaşımla ilerletmeye kararlıyız.”




