Eskimeyen Yazılarım
SENED-İ İTTİFAK 218 YAŞINDA
*
Tarihimizde 29 Eylül 1808'in önemli bir yeri var. Osmanlı başkenti İstanbul'da o gün, "padişahın yetkilerinin kısıtlanması" ile sonuçlanan bir toplantı başlatıldı. Padişah II. Mahmut döneminde, Kâğıthane'deki Çağlayan Kasrı'nda, merkezî hükümet ile âyan (padişahça oluşturulan bir tür senato ya da devletin ileri gelenleri) arasında bir dizi gerilimli görüşme yapıldı. 7 Ekim 1808'de de pek çok hukukçunun "ilk Türk anayasa belgesi" saydığı, "Sened-i İttifak" imzalandı.
Halkın katılımıyla hazırlanmamakla birlikte, altı yüz yıllık Osmanlı tarihinde ilk kez bu sözleşmeyle merkezî iktidarın yetkileri sınırlandırıldı, meşrutiyet yönünde adımlar atıldı. Padişah ile sadrazamın buyruk ve yasaklarına uyulma koşulu benimsenmekle birlikte şu önemli nokta vurgulandı (Madde 4):
"Sadrazamlık makamından kanuna aykırı rüşvet, yolsuzluk ve devlete zararlı işlemler çıkarsa senedi imzalayanlar (başta âyan olmak üzere) karşı çıkıp engelleyeceklerdir..."
Bir başka koşul, halka ağır vergilerle yüklenilmemesiydi (Madde 3).
Ayrıca, insan hakları açısından Sened-i İttifak, 'işkencenin yasaklandığı' (Madde 5) bir belge olarak kabul ediliyor.
TÜRK 'MAGNA CARTA'SI MI?
Sened-i İttifak'ı, Türk Magna Carta'sı diye nitelendiren hukukçular var. Magna Carta, 1215 yılında İngiltere Kralı (Yurtsuz) John ile feodal beyler arasında imzalanmış, karşılıklı hakları saptayan bir sözleşme. İngiliz anayasa hukukunun hâttâ demokrasinin onunla başladığı belirtilir.
Prof. Dr. Sina Akşin'e göre (1), "Feodal kavramı (isim olarak), belirli bir yörede köylü nüfusu üzerinde demokrasi dışı yollardan nüfuz sahibi olan kimse anlamını içeriyorsa âyanlar da feodaldir. O zaman da Sened-i İttifak'ın Magna Carta'dan mahiyet bakımından bir farkı yoktur. Yalnız şu önemli farkla ki Magna Carta belirli bir geleneğin başlangıcı iken Sened-i İttifak pek kısa sürede 'tarihin çöp sepetine' atılmak talihsizliğine uğramış hukukî bir belgedir."
Yine, Akşin'in yorumuyla Sened-i İttifak, "1808 Osmanlı siyasal - toplumsal kurulu düzenine işlerlik kazandırabilecek uzlaşımcı, III. Selim çizgisinde, zarif bir çözümdür."
Amma...
"Bunu ne II. Mahmut ne de (senedi imzalayanların azlığı bir gösterge sayılabilirse) âyanlar benimsemişlerdir. O yüzden Osmanlı yönetimine işlerlik kazandırma sorunu kılıçla çözülmek istenmiş, bu teşebbüs de Nizip ovasında hüsranla sonuçlanmıştır (2). Bu, Osmanlı Devletinin de iflasıydı. Devlet ondan sonra yarı bağımlı bir durumda, 'hasta adam' olarak İstiklal Savaşına değin sürüklenmiştir (3)."
İngilizlerin Magna Carta'sı 811 yıldır çeki taşı gibi yerinde duruyor ve elifi elifine uygulanıyor. Bizde ise Türk Magna Carta'sı (!) Sened-i İttifak'ın 218 yıl sonra kendisi yerine hâlâ "Osmanlı yasağı üç gün" anlayışı geçerli.
Ülkemizde egemen bu 'anayasa, yasa ve kural tanımazlıkla' (...) iyi şeylerin olup bitmesini beklemek ham hayal bile olamaz.
1) Prof. Dr. Sina Akşin; "Türkiye Tarihi 3, Osmanlı Devleti 1600 - 1908", Cem Yayınevi, sayfa 91
2) Osmanlı'nın, gerileme döneminde Mısır ordusuyla 24 Haziran 1839 günü Gaziantep'in Nizip ilçesindeki ovada yaparak çok ağır kayıplar verdiği muharebe.
3) Agy. sayfa 91
(29 Eylül 2021, YeniGün)