Eskimeyen Yazılarım
'KENETLİ DİŞLERLE
ÖZGÜRLÜK TÜRKÜSÜ’ -2
*
(Yalnızlık Dolambacı'nda) Octavio Paz, Meksika’yı komşusu ABD ile karşılaştırırken sanki Türkiye’yi Avrupa ile kıyaslıyor:
“Onlar varlıklı, biz yoksuluz. Onların kültürel mirası demokrasi, kapitalizm ve endüstri devrimi; bizimkisi tekelcilik, feodalite ve dinde yenileşmeye karşı çıkmak…” (sayfa 15)
Kitabı Türkçeye kazandıran değerli bilim insanı Bozkurt Güvenç (1926 – 2018) de yazdığı önsözde, Türklerle Meksikalıların ortak yazgısının ‘öncesiz ve sonrasız yalnızlık’ olduğunu vurgulayıp soruyor:
“Meksika ile Türkiye’nin ‘yol ayrımı’ sanki burada (fiesta’larda) başlar. Ama, bizim Fiesta, Fasching ya da Carnaval türü, katılma yoluyla boşaldığımız bayramlarımız yok! Çoğu bayramlarda kendi gurbetçiliğimizin seyircisi durumundayız. Neden hiç gülmüyoruz, neden hep hüzünlüyüz, neden gerilmişiz yay gibi ve patlamaya hazır bekliyoruz dolu tüfekler gibi?”
ÇINGAR’IN KÖKENİ
İşte, bu noktada da bir olasılıkla ortak olan bir sözcüğümüz devreye giriyor; “çıngar” (sayfa 79 – 81 – 82).
İspanyolların, dolayısıyla da İspanyol asıllı Meksikalıların dilinde “chingar; çok içki içip kendinden geçmek” demekmiş.
Çevirmen Güvenç, kökenbilimcilere ipucunu veriyor:
“Türk argosundaki çıngar (kavga) çıkarma deyiminin İspanyolcadan gelip gelmediği, araştırılmaya değer.”
[TDK’ye göre ‘çıngar’ Rumcadan dilimize girmiş. İsmet Zeki Eyuboğlu ise Türk Dilinin Etimoloji Sözlüğü’nde, bu sözcüğün Türkçe olduğunu belirtiyor: “çınğ’dan çınğ-gar /çıngar (gürültü, patırtı, çın diye ses çıkarmak. Anlam genişlemesiyle dövüşme, vuruşma.)”]
Bu arada, İspanyol – Meksikalı melezlerine Meksika’da verilen ad:
“Mestizolar”
Türk kökenli Amerika yerlisi Kızılderililer gibi, bu mestizolar da mutsuz ve umutsuz.
Octavio Paz, söz konusu olumsuzluğu, çağdaşı olan bir başka Meksikalı ozandan, Alfonso Reyes’ten yaptığı alıntıyla vurguluyor:
“Amerikan yerlileriyle mestizolar, türküyü alçak sesle çığırmak zorundaydılar. Çünkü ‘kenetlenmiş dişlerle’ özgürlük türküsü söylenemez.”(sayfa 40)
DİPLOMAT GÖZÜYLE
Kimi okurlarımızın “Elin Meksikalısı!” diye dudak bükebileceği şair ve yazar Paz, kesinlikle ‘derya içre olup deryayı bilmeyenlerden’ değil. Fransa, Japonya, İsviçre ve Hindistan’da Meksika Büyükelçiliği yapmış. Ülkesini dışarıdan da gözlemlemiş. Dünyanın ünlü birkaç üniversitesinde “Octavio Paz kürsüsü” var. Ayrıca, Ernest Hemingway gibi o da İspanya İç Savaşı’na katılmış, Cumhuriyetçiler safında çarpışmış.
Ve Paz hem İspanyol hem de yerli kanı taşıyan bir ‘mestizo’.
Ama asla sinik, silik ya da öfkeden dişleri kenetlenmiş bir aydın değil.
Kendi halkının özgürlük türküsünü üstelik ‘âvâzeyi bu âleme Davut gibi salarak’ serin kanlılıkla söylüyor.
“Yalnızlık Dolambacı”nın rahmetlik çevirmeni Bozkurt Güvenç’in deyişiyle “Türklüğün türküsünü (böylesine geniş oktavda, yüksek sesle) çığıracak” ozanlar; yerli Octavio Paz’lar aranıyor. (...)
(6 Ağustos 2020, YeniGün)