Gülistan’la yüzümüz güler mi?
5 Ocak 2020’den beri kayıp olan Gülistan Doku dosyasıyla ilgili gelişmeler var.
Soruşturma, ‘‘kayıp’’ olayından ‘‘cinayet’’e dönüştü. Birkaç kez yeri
değiştirildiği ileri sürülen ceset bulunmaya çalışılıyor.
İlk haberlere göre, ‘‘Gülistan Doku dosyası Adalet Bakanı Akın Gürlek’in
talimatıyla tozlu raflardan indirilmiş, eski Tunceli valisinin oğlu ve koruması da
dahil olmak üzere 11 kişi gözaltına alınmış. Kulislere göre Bakan Gürlek ‘Güçlü
olana dokunulmuyor algısını yıkacağız. Ucu nereye kadar giderse, kime
dokunursa’ demiş’’ti.
‘‘Yargı mekanizması bakanın ağzına mı bakıyor, talimatla mı çalışıyor’’ türünden
eleştiriler üzerine ikinci dalga haber geldi.
Bakan Gürlek şu açıklamayı yaptı:
"Bizim talimatımızla değil. 2020 yılında işlenmiş, vicdanları tatmin etmeyen bir
olaydı, faili meçhule alınmıştı... Başsavcımız bana geldi, bizim takdir hakkımız
yok, başsavcılık yürütüyor. Başsavcımız delilleri topladığını söyledi. Yoğun
şüpheler var. Bir kız çocuğunun öldürülüp öldürülmediği de belli değil.
Başsavcımız çok ince çalıştı, gerekenler yapıldı. Kamu vicdanını yaralayan bir
davranıştı. Soruşturmanın sonuna kadar gidilmesi gerekiyor... Bizim Adalet
Bakanlığı olarak soruşturmaya müdahale etme veya talimat verme yetkimiz
yok. Bu soruşturmanın üzerine gidilmesi çok önemli.’’
Bakan ‘‘talimat yok’’ dediyse doğru kabul edeceğiz. ‘‘Güçlü olana
dokunulmuyor algısını yıkacağız’’ diyor ve güçlülere dokunuluyorsa
destekleyeceğiz.
Soruşturmanın ucu nereye varır, nasıl sonuçlanır kestirmek zor.
Ancak…
Bu haberleri okurken 11 yaşındaki Rabia Naz Vatan, 16 yaşındaki Burak Oğraş,
18 yaşındaki Kırgızistanlı Yeldana Kaharman, 21 yaşındaki Rojin Kabaiş, 23
yaşındaki Özbek asıllı Nadira Kadirova olayları zihnimde sıralandı…
O dosyalar adli olarak sonuçlandırılmış görünseler de kamu vicdanını
yaralamaya devam ediyor.
İster talimatlı ister talimatsız olsun, mümküse yeniden soruşturulsun; ‘‘ucu
nereye varırsa, kime dokunursa dokunsun’’; yeter ki vicdanlar acıdan, azaptan
kurtulsun…
Bir de Gürlek’in kendisi hakkındaki iddialar açıklığa kavuşturulmayı bekliyor.
Gür bir sesle ‘‘hodri meydan’’ desin, ‘‘iftira’’ysa ki öyle dedi, ‘‘iftiracılara’’
hadlerini bildirsin.
[email protected]