67 yaşındaki emekli işçi Şükrü Mısırlıoğlu, Facebook’ta iki fotoğraf paylaşıyor. Fotoğraflardan
birinde arkadaşlarıyla kurdukları mütevazi çilingir sofrasında. Diğerinde bir arkadaşıyla,
Mısırlıoğlu’nun elinde rakı kadehi, arkadaşının elinde bira var.
Çay kahve içenimizden rakı şarap içenimize kadar hemen hepimizin yaptığı türden
paylaşımlar.
Tarım ve Orman Bakanlığı, Mısırlıoğlu’ndan "alkollü içki reklamı yasağını ihlal ettiği"
gerekçesiyle 3 milyon 291 bin liraya kadar idari para cezası uygulanabileceğini belirterek
savunma istemiş.
Muhtemelen büyük çoğunluk ‘‘olamaz’’ dedi. Alemi ıslah etmeye geldiklerini sanan
bazılarımız iyi olmuş anlamında ‘‘oh’’ çekti.
Ben de ‘‘bu kadarı da olmaz, olamaz’’ dedim.
Ama olmuş. Fakat bir sorun bakalım ‘‘niye olmuş?’’
Çünkü emekli işçi kardeşimiz ile arkadaşları, kaybettikleri bir arkadaşlarını da anıyormuş.
Anılardaki acılar, bitmeyen sefalet duygularını kabartmış olmalı; kadehi birbirine öyle
vurmuş ki, fincancı katırları ürkmüş.
Çilingir sofrasından yükselen sesi, kardeşimiz fotoğrafın altında şöyle yazıya dökmüş: "İsraf
yapmayın, porsiyonları küçültün' diyorlar. İyi de bizim porsiyonlar hiç büyümedi ki. Ejder
meyvesi, manda yoğurdu, karides ve diğer pahalı mamüllerle hiç işimiz olmadı. Rakı, salata,
inek yoğurdu hepsi bu...’’
Yani alkol bahane; baskı, korkutup yıldırma gayretleri şahane…
Ancak bazı dönekler dışında korkuya boyun eğen var mı?
Mısırlıoğlu kardeşimiz, Ahmet Arif’in ‘‘Vurun ulan vurun/ Ben kolay ölmem’’ dizleri
havasında bir açıklama yapmış:
“Ben eve iki ekmek alırken üçüncüyü düşünen bir insanım. Hiç bir amaç yokken bu yapılan,
bu söylenen neyin nesidir, anlamıyorum. Bir Facebook’um var bazen dertlenirim yazarım,
eskilerden, yenilerden bahsederim. Uyarı, ikaz, mahkeme bıktım artık. Diyorsunuz ki ‘Kapatın
şu Facebook’u yerinizde rahat rahat oturun. Ağzınızı da açmayın.’ Geçinme zoruyla uğraşan
bir insana bu neyin nesidir? Tam bir komedi, tam bir trajedi, tam bir dram. Yazıktır.
Çektiğimiz kadar çektik, bıktırmayın insanları...”
Bu arada neler olmuş…
Diyanet İşleri Başkanlığı’nda sahte diploma skandalı patladı. İddialara göre biri müftü, altı
personel ihraç edildi. ‘‘Turpun büyüğü sümen altında’’ anlamına gelen yorumlar var.
Aydın’daki bir özel okulda bir öğrencinin arkadaşlarına tabanca doğrultarak poz verdiği
yönünde CİMER’e şikayetler yazılmış. O öğrencinin AKP Aydın Milletvekili Seda Sarıbaş’ın
oğlu olduğu iddia edilmiş. İddiayı köşesine taşıyan Aydınpost İmtiyaz Sahibi Yelis Ayaz, asılsız
haberle korku yaratmak türünden gerekçeyle tutuklandı. Savcılık "tabanca oyuncaktı, o
öğrenci Sarıbaş değil’’ türünden açıklama yapmış.
AKP Aksaray Milletvekili Hüseyin Altınsoy’un eşi Serap Altınsoy’un, bir miras davasında
mahkeme harcı ödememek için muhtarlıktan ‘‘fakirlik belgesi’’ aldığı ortaya çıktı. Hüseyin
Altınsoy aynı zamanda mali müşavir, kızları avukat.
Bu arada Hüseyin Altınsoy’un çalışmayan eşini bürosunda çalışıyor gibi gösterdiği de iddia
edildi.
Bir çakarlı araç konumuz oldu. İktidar destekli yazılar yazan gazeteci yazar Emin Pazarcı,
çakarlı araç kullanıyormuş. Çakarlı aracı kızı kullanmış ve video paylaşmış. Çakar çakmazçakan gazeteci, ‘‘Bu nedir böyle’’ diyenlere ‘‘Adiler, hırsız destekçileri, alçaklar’’ diye saydırmış. ‘‘Ağam nereden geldi-geliyor bu değirmenin suyu’’ sorusuna cevap yok…
Memleketin çivisi çıkmış diyeceğim de çivi gevşemesi değil bu, tahtalar çürümüş…
‘‘Hal böyle böyle vay deli gönül/ İster ağla ister gül deli gönül…’’
Not: Olayların hepsi yayımlanan haberlerden derleme ve bazıları iddia olduğu için ‘‘mişli
geçmiş’’le yazdım. Uğraştırmayın insanı…
[email protected]