CHP’deki kayyum, partinin il ve ilçe başkanlarını görevden uzaklaştırmaya, belediye
başkanlarının parti üyeliklerini askıya almaya devam ediyor.
Özgür Özel’in CHP Genel Başkanı seçildiği 2023 kurultayından sonra, ‘‘CHP Ne
Kadar Değişti, Ne kadar Değişir?’’ başlıklı bir yazı yazmıştım.
‘‘https://www.durumgazetesi.com.tr’’ ve ‘‘medihaber.com.tr’’de yayımlanan yazıda
özetle şu tezi dile getirmiştim:
‘‘CHP’nin Özel’e kadar olan genel başkanları devlet kökenli ve devlet görevinde
şekillenmiş kişilikler. Yönetici kadroları da genellikle bürokrasiden gelenler.
Muhalefet şekli ister istemez belli çizgiler içinde yapıldı, belli seçmen kesimiyle
iletişim eksik kaldı.
Özgür Özel, CHP’nin bürokrasi kökenli olmayan ilk genel başkanı. Serbest meslek
sahibi. Mesleğinin temsilcisi olan sivil toplum örgütünde yükselip siyasete atılmış,
genç, dinamik biri.
Birlikte hareket ettikleri söylenen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem
İmamoğlu da aynı şekilde serbest piyasada yetişmiş, belediye başkanlıklarıyla kamu
yönetimine girmiş bir siyasetçi…
CHP’nin kurultay sürecinde en çok tartışılan konu ‘değişim’ olduğu için Özel ve
İmamoğlu’nun piyasada pişip siyasete girmiş olmalarını dikkati çekici buldum.
Bunun gerçek bir değişim olup olmadığını, tabanı ve tavanıyla CHP’nin ne kadar
değişilebileceğini, yeni yönetimin muhalefet etme yöntemleri, iktidara hazırlıkları ve
iletişim başarıları gösterecek.
Bir de dünyadaki değişim ve sancıları var. Bunu da gözden uzak tutmamak gerek…’’
Özgür Özel’in Genel Başkanlığındaki CHP, yeni yönetimin vize sınavı da sayılan
2024 yerel seçimlerinden başarıyla çıktı. Toplumdaki yönetim hoşnutsuzluğunu
muhalefet dalgası olarak arkasına almayı önemli ölçüde başardı.
‘‘Belediyeleri bir silkeleyin’’ talimatı üzerine başlatılan, temel hukuk kurallarına
uygunluğu tartışmalı operasyonlar üzerine yeni CHP yönetiminin meydanlara inmesi,
muhalefet dalgasını büyüttü.
Sonrası malum; geldi kayyum. ‘‘Gönderildi’’ de deniyor ama orası konumuz dışında.
Bazı kamuoyu araştırmalarına göre kayyum, oluşan muhalefet dalgasını
söndüremedi. Aksine, potansiyeli büyüttü. Toplumdaki hoşnutsuzluk ve değişim
beklentisinin, kapakları zorlayan baraj suyu gibi, çıkış yolu aradığını gösteriyor.
Çıkış yolu arayan birikimin zorlaması, Yeni Parti olarak vücut bulmuş görünüyor.
Bizim siyasi tarihimizdeki muhalefet örgütlenmesi, tavandaki çekişme ve ayrışmanın
tabana yansıması şeklinde olmuştur. İlk kez, tavandaki siyasi bölünmenin yansıması
değil, tabandaki hoşnutsuzluğun örgütlenmesi bir muhalefet dalgası gelişiyor gibi.
Kirli siyaset çirkeflerinin üç beş kuruşluk zevzeklikleri bir yana bırakılırsa, yapılan
bağışlar, gösterilen ilgi şimdilik yüksek.
Sonrası ne olur?
Sonrası…
Yeni Parti’nin yol haritası kadar, mevcut egemen gücün davranışına bağlı. ‘‘Egemen
güç’’ derken sadece mevcut iktidarı değil, iktidarın dümen suyundaki tuzu kuru tüm
oluşumları ve kesimleri kastediyorum.
Çünkü…
Siyaset kurumu toplumdan, toplumsal sorunlardan kopmuş; çözüm üretemiyor.
Çözüm için umut bağlanan siyasi kişilikler, geçmiş olsun ziyaretine gelmiş gibi bir
gün tarlada, bir gün çarşıda pazarda beyanat vermenin ötesine geçemiyor. Ya da
kapandığı kozasında gününü gün etmeye bakıyor.

Yeni Parti’nin umut olup olamayacağını program ve projeleri ile yol haritası net olarak
açıklandığında göreceğiz. Ancak daha önemli nokta; buna fırsat verilip
verilmeyeceği.
Adalet Bakanlığı’nın Özgür Özel hakkında fezleke hazırlamasına, özellikle de
zamanlamasına bakılırsa, iktidar alternatifi tüm oluşumlar, ilk soluklarında
boğazlanacağa benziyor. Barajın patlama tehlikesini umursayan yok, galiba ‘‘Sen
biriken gazı al, yeter’’ deniyor.
[email protected]