Silivri Ak Partili Belediye Meclis Üyeleri seçimden on beş ay sonra dün Belediye Meclisi’nde  Cumhur İttifakı Grubu’ndan ayrılarak kendi gruplarını kurdular.

CHP ve AK  Parti grupları 13’er,  MHP ise beş meclis üyesi ile temsil ediliyor Silivri Meclisi’nde. 

Deniyor ki;  “Bu şeklen oluşmuş bir ayrılık. Özde bir ayrılık yok.”  Hatta  bu mecliste grup ayrılığı kararı çıktıktan sonra Belediye  Başkanı Volkan Yılmaz,  Cumhur İttifakından seçilen tüm meclis üyeleri ,  AK Parti İlçe Başkanı Mutlu Bozoğlu ile MHP İlçe Başkanı Zafer Yalçın’ın da katıldığı bir aile yemeği düzenledi.  Birlik beraberlik pozları verilip, yapılan açıklamalarla bu ayrılığın hiç bir anlam ifade etmediğini, bir prosedürün yerine getirildiği bildirildi. AK Parti Silivri İlçe Başkanı Mutlu Bozoğlu ,  cumhur ittifakının devam ettiğini,   Volkan Yılmaz’a desteklerinin devam edeceğini açıkladı.

Evet biz de şeklen olduğuna inanıyoruz. Ama şeklen de olsa, birbirlerine destek devam etse de, hakikaten sizce her şey eski tas eski hamammıdır? Hakikaten  şeklen de olsa siyasetin ruhunu okuyanlar için hiç bir şey olmamışmıdır. ?

Ben size bir şey söyleyeyim mi.. Şu sayısal rakam bile tüm toplumun gözüne sokulmuştur. Mecliste 13 Ak Partili, 13 CHP’li, 5 MHP’li Meclis Üyesi vardır. Başkan Volkan Yılmaz meclis sıralarına baktığında ne görecektir..  Kendi partisi beş kişi.. Kendini destekleyen ayrıca kendi partisinden olmayan 13 üye.. Psikolojik bir etkisi bile yokmudur bu rakamsal durumun.. Etkilemez mi Başkan bey’i..

....

Ve sorular?

-Madem şeklen bir ayrılıktı o zaman ne gerek vardı beraber devam edebilirdiniz.  15 ay devam etmiştiniz zaten..

Size  bir soru daha.

Bu mecliste grubu ayırma fikri kararı tamamen Silivri Ak Parti’nin bir kararımıdır. Böyle bir karar alınacıağını sizce AK Parti İlçe Başkanlığı yukarısı ile paylaşmışmıdır, paylaşmamışmıdır?

Mümkünmü paylaşmaması? Bence kesinlikle  İl Başkanı Bayram Şenoacak ile paylaşıldı. Belki Genel Merkezin bile haberi vardır.

Peki sizce yukarısı mesela İl başkanlığı neden böyle bir kararın alınmasına olumlu destek vermiş olabilir?

Neyse hepsini geçelim.

Birlik beraberlik elbette sürecek. Destek elbette sürecek. Ama Silivri Ak Parti artık ‘Ben farklıyım. Ben burdayım. Ben Ak Parti’yim’ diye ortaya çıktı. 

Ve her komisyon oluşumunda mecliste AK Parti gurubu komisyonlara kendi adaylarını çıkarıyor.

Seçimlere baktım.

Encümen Üyesi seçiminde  üç kişilik aday listesi sanki ortak belirlenmiş gibiydi. Yanlış hatırlamıyorsan bu üç ismi MHP’li Sultan Aşkın hanım açıkladı.  Bu duruma baktığımızda tüm üyelerin oluşumunda iki grubun da önceden ortak bir kararı var diye düşündük.  

Komisyonların oluşumu devam ederken, Ak Parti grubunun komisyonlara  Sefer Ölçer’i  sık şekilde önermesi  karşısında,  Başkan Yılmaz ‘Sefer bey’i yoracaksınız” esprisin yaptı. Bunun üzerine Ak Partili Güler’den  ‘Sefer bey çalışkan bir arkadaşımızdır’ yanıtı geldi.  Bu gelişme ise insana Encümen dışındaki  komisyon üyelerinin oluşumundan  Başkan Yılmaz’ın bilgisi yok yorumunun yapılmasına neden oldu.

Peki onbeş aydır Silivri Belediye Meclisi’nde  AK Parti adına böyle bir etkili durum varmıydı?

Ve bir ayrıntı daha. Ak Parti İlçe Başkanı Mutlu Bozoğlu meclis toplantısını izledi. Daha önce de izlemişmiydi? . Eğer izlemiş ise kaçırmışım, ama ben hatırlamıyorum.

Silivri Meclisi’ndeki dünkü oturumda ortaya çıkan en önemli gelişme hiç kuşkusuz buydu. Ak Parti geri dönmüştü..

"Gitmemişti ki geri dönsün" diye görüş belirteceklerin fikrine saygılıyım. Ama  benim de fikrim böyle..

....

Bundan ötesine baktığımızda Başkan  Volkan Yılmaz’ı biraz daha ağırbaşlı, olgun gördüm.  Daha bir dinleyici,hoşgörülü gördüm.   AK Partililer kendi gruplarını oluşturmanın,  kendileri olmanın iç huzuruna ermiş gibiydiler.  MHP’li Sultan Aşkın da hitabeti ve hazırlığıyla bu işi başarıyla götüreceğini gösterdi. CHP Grubu’nda belediye meclis çalışmaları konusunda oldukça deneyimli isimler var. Bu deneyimlerinin faydalarını görüyor. Grup Sözcüsü Kırkıcı’nın , olaylara  grupsal çıkar değil, toplumsal yarar açısından bakması böyle bir zihniyeti içselleştirmiş olması grubu adına da kendisi adına da önemli –faydalı bir yorumlar yapmasına neden oluyor. Bunu dün de gösterdi. 

Bütün grupların toplumun yaşadığı açılara aynı duyarlılıkla karşı çıkması,   Silivri meclisindeki en sevindirici gelişme idi. 

Kadınlara yönelik saldırıların da ayrımcılık yapılmadan karşı çıkılması,  CHP’li Elif Yılmazer’en konuşması , Ak Partili  Filiz Güler’in aynı desteği Yılmazer’e vermesi  güzel gelişmelerdi. Demek ki önemli toplumsal olaylarda bir araya gelinebiliyormuş..

....

Komisyonların oluşumu mu?  İzninizle oraya girmeyeyim. Heralde liyakata uygun tercihler yapılmış olmalıdır..!  

Ben  iyisimi bu  yazıyı  ülkemizde  sık sık karşılaştığımız yaşanmış komik bir yönetimsel hikayeyi anlatarak bitireyim.  

12 Eylül’den sonra TRT’ye atanan bir paşa personel açısından tasarrufa gidip, çalışma düzenini de kendi anlayışına göre düzenlemek istiyor.

Personelin çalışma çizelgelerini ve sayılarını inceleyen Genel Müdür , değerlendirmesini tamamladıktan sonra personel müdürünü çağırıyor.

-Şurası niye böyle, buras ıniye şöyle.. Bu kişiler şöyle olsun , şu kişiler böyle olsun.. Vb.. değerlendirmeler devam ederken.. Genel Müdür,  yıllarca yayıncılar arasında anlatılan o konuyu masaya getiriyor.

-Bu resim seçiciler niye on beş kişi kadar. Bunlar fazla değil mi.. Ayrıca bunlar niye vardiyalı çalışıyor.  Sekizde gelip resimlerini seçip beşte gitsinler. Geceleri ne işleri var bunların ? Bunların sayısını da azaltalım.

Personel müdürü  durumu anlamış. Başlamış açıklamaya..

-Sayın Genel Müdürüm. Bu resim seçici denilen personel resim falan seçmiyor.

Genel Müdür gözleri açık faltaşı dinlemeye başlamış.

-Efendim bunlar; mesela TRT binasında üç dört tane stüdyo var. Bu stüdyolarda canlı yayınlar oluyor. Bant kaydı çekimler oluyor.  Stüdyolarda üçer-beşer kamera var. Her bir kamera  stüdyonun ana kumanda merkezinde yönetmenin karşısındaki monitörlere bağlı. Monitörler numaralanıyor. Bir, iki , üç , dört gibi..Aynı zamanda bir de VTR var. Daha önce hazırlanmış bir kaç dakikalık haber , ya görüntü içeriyor.

Resim seçici denilen personel yayın ya da çekim sırasında yönetmenin yanında durup,  yönetmen bir derse, birinci monitör, üç derse üçüncü monitördeki görüntüyü ana görüntü olarak yayına koyuyor. Bunlar anlık işler ve profesyonel işler. Kesinlikle bunların sayısını  azaltamayız. Zaten sayı yetersiz. Ayrıca çalışma düzenleri de yayında bulunmaları gerektiğinden değiştirilemez.

Paşa durumu anlamış ve talebinden vazgeçmiş.

Bir mesleği, işi bilmezseniz o meslekle ilgili garabet talep ve kararlara imza atmanız şaşırtıcı olmaz.  Bunlar da milletin diline düşer alay konusu olabilirsiniz.