ABD'nin Venezuela'ya Kabul edilemez saldırısı ve haydutluğu karşısında,Rusya, Çin ve Küba'nın cılız karşı çıkışını bir kenara koyarsak, dünyanın geri kalan tüm ülkeleri adeta dilini yutmuş durumdalar.
Fransa Cumhurbaşkanı Macron, saldırıyı destekledi, Venezuela'da geçiş dönemi liderliğini Edmundo Gonzalez'in üstlenmesi çağrısı yaptı.
Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, ABD merkezli X hesabından yaptığı paylaşımda, Maduro'nun "Venezuela halkının gücünü elinden alarak ve (halkı) temel özgürlüklerinden mahrum bırakarak" halkın kendi kaderini tayin hakkını zedelediğini belirtmişti.
Barrot, "Nicolas Maduro'nun yakalanmasına yol açan askeri operasyon, uluslararası hukukun temelini oluşturan güç kullanmama ilkesini ihlal etmektedir. Fransa kalıcı siyasi çözümün dışarıdan dayatılamayacağını ve egemen halkların kendi geleceklerine kendilerinin karar verdiğini hatırlatır" ifadelerini kullanmıştı.
Tarihe dönüp baktığımızda emperyalistlerin herhangi bir ülkeye dış müdahalesi bırakın demokrasi getirmesini, o ülkelerin bölünmesi de dahil sömürü, kan ve zulüm getirmiştir. Bunun en yakın örnekleri Irak, Libya, Suriye, Yugoslavya vb.
Emperyalistlerin kural ve yasa tanımaz haydutluğuna karşı koyacak yegane güç, dünya işçi sınıfı ve örgütlü halk kesimleridir. Fakat bu kesim de tümden olmasada geniş kitleler olarak sağ, liberal, dinci, ırkçı ve milliyetçi siyasi dalganın etkisindeler. Dünyadaki bu siyasi atmosfer, emperyalist haydutların elini güçlendirerek istedikleri gibi haraket etmelerini sağlıyor.
Bu haydutluğun panzehiri halkın örgütlü gücünün yaratılmasındadir. Fransız kamuoyunun genel görüşü;Diktatör maduro gitti ama Venezuela istikrarsız bir çıkmaza sürüklenebilir.Kısacası olan suçsuz günahsız halka olur.