Afrika sıcaklarının kendini iyice hissettirdiği bir cumartesiden merhaba sevgili “Dünlük”… Bugün, gündemdeki hiçbir şeye değinmeden geçeceğim. Geçen gün oğlumla yaptığım bir konuşmanın bana hissettirdiklerini paylaşmak istiyorum.

Bu sene liseden mezun olacak inşallah. Üniversite sınavlarına hazırlanıyor. Okul yönetiminden gelen mezuniyet balosu düzenlenecek mesajına pek sıcak bakmadı kendisi. “Gitmek istemiyorum” dedi. Mesajda belirli sayıda öğrenci katılmazsa iptal edileceği yazılıyordu. Öyle oldu ki, mezuniyet balosu iptal oldu. Sadece okulda diploma töreni olacak. Ona da isteksiz de olsa katılacağını söyledi. “Hiç özlemeyecek misin yani lise günlerini?” diye sordum. “Özlenecek zamanlarında okulda değildik ki” diye yanıt verdi. Düşündüm… O kadar haklı ki… Lise ikiye geçtiler. Yarım dönem gittiler, okullar pandemi nedeniyle kapatıldı. 1.5 yıl boyunca küçücük bir ekran üzerinden ders gördüler, sınavlara o ekrandan girdiler. Sokağa çıkmaları bile yasaktı. Bir saatlik nefes alma süreleri vardı sadece.

*

Pandemi yüzünden dünya çapında milyonlarca insan öldü. Türkiye’deki toplu sayıyı bilmiyorum çünkü ulaşmak çok zor. Ama o da azımsanmayacak bir sayı… Ki hala her gün pandemiden ölümler az da olsa devam ediyor. Hayatta kaldığımız için şanslıyız. Şükrediyoruz. Ama hayatlarımızdan giden ve bize stres, anksiyete, gelecek korkusu olarak dönen 1.5 yılın her yaş dönemi için hatırası farklı olacak.

*

Benim eğitim hayatımda en sevdiğim dönem lise dönemimdi. O dönemdeki arkadaşlıklar daha eğlenceliydi sanki. Kimi bugünlere kadar sürdü, kimi daha erken bitti. Yine de o dönemi yüzüm gülerek anımsıyorum. Ama geçen 1.5 yılda lisede okuyanlar, hatta üniversite sınavına girenler, üniversitelerin ilk sınıfında okuyanlar için bir boşluk şeklinde olacak o anılar büyük ihtimalle. Belki hatırlamak bile istemeyecekler.

Çocuklarımız ve tüm gençlik için hayallerine ulaşacağı, güzel anılar biriktireceği bir gelecek dileyerek bitireyim satırlarımı… Güzel bir gelecek…