Tarih, 1 Mayıs 2009... Milliyet gazetesinde, "Taksim yasağı anlamını yitirdi" başlıklı bir haber var. Haber benimle ilgili. Başlıktaki ifade bana ait.

Çoğu kişi haklı çıktığını yazar. Bense bugün haksız çıktığımı hatırlatıyorum. Çünkü o ifadem, ne yazık ki, amacına ulaşmadı. Taksim yasağı katılaşarak devam etti.

Haber şöyleydi:

*

DSP İstanbul Milletvekili Süleyman Yağız, işçilerin 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlama isteklerinin “bir inatlaşma"dan kaynaklanmadığını belirtti. Taksim Meydanı’nın 1977 katliamından bu yana 1 Mayıs’la özdeşleşmiş bir alan olduğuna dikkat çeken Yağız, “Dolayısıyla yöneticilerin ve güvenlik güçlerinin bu gerçeği artık kabul etmeleri gerekiyordu. Etmediler. Ama kabul etmemeleri hiçbir işe yaramadı. Sonunda işçiler, Taksim hedefine ulaşmayı başardılar" dedi.

*

DSP’li Yağız, 1 Mayıs kutlamalarına ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Başbakan Erdoğan’ın geçen yılki 1 Mayıs kutlamalarıyla ilgili olarak söylediği, “Bugünü bizden resmî tatil günü olarak bekleyenler var. Eğer şöyle bir hesap yapacak olursak, bir günün maliyeti Türk ekonomisine yaklaşık iki katrilyondur. Fazlası var, azı yok. Fakat burada bir şeyi daha söylemem lâzım. O da şu: Değerli arkadaşlar, ayakların başları yönettiği bir yerde kıyamet kopar" sözlerini hatırlattı.

*

Başbakan Erdoğan’ın, bu yıl 1 Mayıs’ın resmî tatil günü olması yönünde bir irade ortaya koyduğunu hatırlatan Yağız, bunun üzerine TBMM’nin, oy birliğiyle 1 Mayıs’ı tatil günü olarak resmileştirdiğini kaydetti. Yağız, “Demek ki Başbakan, geçen yılki açıklamasında haklı değildi. Belli ki, bu haksızlığını telafi etmek için bu yıl tavır değiştirdi. Ama bu olumlu tavır değişikliğine karşın 1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanmasına geçen yıl olduğu gibi bu yıl da karşı çıktı" dedi.

*

Başbakan Erdoğan’ın Taksim yasağında ısrarcı olmaması durumunda “takdirle anılacak bir iş yapmış" olacağına dikkat çeken Yağız, şunları söyledi:

Yapmadı. Yapmadı ama Taksim yasağının da bir anlamı kalmadı. Çünkü bu yılki 1 Mayıs etkinlikleri, işçilerin yoğun talebi nedeniyle verilmek zorunda kalınan makul izin üzerine şu ya da bu ölçüdeki bir katılımla da olsa Taksim’de gerçekleştirildi. Eski bir sendikacı ve işçi baş temsilcisi olarak işçileri ve sendikalarını kutluyorum."

*

"Sayın Başbakan bilmeliydi ki, işçilerin Taksim talebi, bir inatlaşmadan kaynaklanmıyordu. Taksim, 1977 katliamından bu yana 1 Mayıs’la özdeşleşmiş bir alandı. Dolayısıyla yöneticilerin ve güvenlik güçlerinin bu gerçeği artık kabul etmeleri gerekiyordu. Etmediler. Ama kabul etmemeleri hiçbir işe yaramadı. Sonunda işçiler, Taksim hedefine ulaşmayı başardılar. Taksim’den geriye dönüş artık olmayacaktır. İstanbul’daki 1 Mayıs etkinlikleri artık her yıl Taksim’de gerçekleştirilecektir. Bunu kimse önleyemeyecektir."

*

"Geçen yıl 1 Mayıs’ın tatil olmasına karşı çıkıp da bu yıl tatil kararı alanlar da gelecek yıldan itibaren Taksim’e gereken izni vermek zorunda kalacaklardır.

Çünkü yasaklardan hiçbir zaman yasakçıların istediği sonuçlar alınamamıştır."

*

Evet, haklı çıkmadım.

Sadece bu yıl korona salgını nedeniyle değil, Tayyip Erdoğan, Taksim'i 1 Mayıs’a hiç açmadı.

Onunla da kalmadı, Gezi'den sonra Taksim'i, sembolik etkinliklerin dışında tümden kapattı.

O yüzden boynumuz eğik kaldı dostlar!

Acı ama yenildik!

Çok acı!..

*

Ben yine de iddialıyım:

-BU DÜNYA BİR GÜN, BAŞTA İŞÇİLER OLMAK ÜZERE TÜM EMEKÇİLERİN OLACAK!

-İŞTE O ZAMAN, TAKSİM, TÜRKİYE'DEKİ 1 MAYIS KUTLAMALARININ MERKEZİ OLACAK!

-Yaşasın işçiler!

-Yaşasın emekçiler!