banner128

Azerbaycan haydutlukla işgal edilen topraklarını geri alıyor

Katar'da İngilizce yayın yapan The Peninsula gazetesine açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, , "Azerbaycan işgal altındaki topraklarını kurtarmak için harekete geçti ve şimdi Ermenistan'ın haydutlukla elde tuttuğu bölgeleri bir bir geri alıyor" dedi.

Cumhurbaşkanı  Recep Tayyip Erdoğan, Katar'da İngilizce yayın yapan The Peninsula gazetesine açıklamalarda bulundu.

Erdoğan, Katar'da İngilizce olarak yayın yapan The Peninsula gazetesindeki mülakatında, Türkiye-Katar ilişkilerinin yanı sıra Türkiye'nin Doğu Akdeniz, Libya, Suriye ve terörle mücadele politikası ile bölgesel gelişmeler hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Katar ile stratejik ilişkiler

Türkiye ve Katar'ın köklü tarihi, kültürel ve beşerî münasebetlere sahip iki kardeş ülke olduğunu belirten Başkan Erdoğan, iki ülkenin ekonomi, endüstri, savunma, güvenlik, yatırım ve enerjiye uzanan geniş bir alanda stratejik ilişkileri bulunduğunu ifade etti.

Katar'la 2014'te kurulan Yüksek Stratejik Komite mekanizması kapsamında şimdiye kadar 50'nin üzerinde anlaşma imzaladıklarını anlatan Başkan Erdoğan, "Türkiye, Katarlı yatırımcılar için emlak, finans, teknoloji, savunma ve iletişim gibi birçok alanda cazip fırsatlar sunuyor. 2019 senesinde Katar'a ihracatımızda önceki seneye göre yüzde 10 civarında artış yaşandı. Hâlihazırda Katar'da 500 Türk şirketi faaliyet gösteriyor. Sadece müteahhitlik firmalarımızca üstlenilen projelerin toplam değeri 18,5 milyar doları buluyor. Türkiye ve Katar olarak kazan-kazan temelli iş birliğinin en güzel örneklerini sunduğumuza inanıyorum." dedi.

Dünya Kupası projelerine destek

Erdoğan, özellikle 2022 yılında Katar'da düzenlenecek Dünya Kupası öncesinde ortak projelerle iş birliğini daha da derinleştireceklerini belirterek, şunları kaydetti:

"2022 Dünya Kupası sadece altyapı yatırımları bakımından değil, güvenlikten organizasyona kadar çok geniş bir alanda ciddi hazırlık çalışmaları gerektiriyor. Katarlı dostlarımızın bu organizasyonun altından başarıyla kalkacaklarına eminiz. Türkiye'de geçmişte biz de farklı spor etkinliklerine ev sahipliği yaptık. Bu alanda ciddi bir tecrübeye sahibiz. Bu birikimimizi Katarlı kardeşlerimizin istifadesine sunmak üzere farklı projelerimiz var. Özellikle güvenlik ve altyapı noktasında inşallah Katar Hükümetiyle beraber çalışacağız. Bu önemli spor organizasyonun başarısı için biz de her türlü desteği vereceğiz."

Türkiye Suriye topraklarında kalıcı değil

Erdoğan, Türkiye'nin Suriye politikası ve terörle mücadele harekâtlarına yönelik soru üzerine şu değerlendirmede bulundu:

"Türkiye'nin Suriye ile yaklaşık 911 kilometre uzunluğunda sınırı bulunuyor. Suriye'de 2011 yılında başlayan çatışmalardan en fazla etkilenen ülkelerin başında geliyoruz. 1 milyon insanın hayatını kaybettiği, 12 milyon insanın yerlerinden edildiği bir krize biz bigâne kalamazdık. Suriye kaynaklı saldırılarda şimdiye kadar yüzlerce vatandaşımız şehit oldu. Türkiye hem insani hem sosyal hem de maddi olarak ağır bir yük üstlendi. Hâlihazırda 3,7 milyon Suriyeli sığınmacıya ev sahipliği yapıyoruz.

Hiçbir devlet sınırlarının dibinde bir terör örgütünün palazlanmasına müsaade etmez. Biz de gerek DEAŞ gerekse PKK-YPG terör örgütlerine karşı kararlı bir mücadele yürüttük. Fırat Kalkanı Harekatıyla DEAŞ'lı teröristleri Cerablus, Azez ve El Bab'tan çıkardık. DEAŞ'la göğüs göğüse çarpışan ve bu uğurda şehitler veren tek ülkeyiz. Aynı şekilde Zeytin Dalı ve Barış Pınarı Harekatlarıyla, PKK'nın Suriye uzantısı YPG-PYD terör örgütünü de sınır hattımızdan uzaklaştırdık. DEAŞ ve PKK-YPG'nin işgali altında bulunan 8 bin 300 kilometrekarelik alanı terörden arındırarak, bu toprakları gerçek sahiplerine teslim ettik. Türkiye'nin ve Özgür Suriye Ordusu'nun çabaları sayesinde bir dönem terörle, zulümle, baskıyla anılan bölgeler istikrara ve huzura kavuştu. Şimdiye kadar bu bölgelere 411 bin Suriyeli sığınmacı geri döndü.

Türkiye, Suriye topraklarında asla kalıcı değildir. Bizim kimsenin toprağında gözümüz yok. Kriz kalıcı olarak çözüldüğünde, bizim de Suriye'deki varlığımız sona erecektir. Ancak bu aşamaya kadar, meşru müdafaa hakkımız ve Adana Mutabakatı çerçevesinde terörle ve ülkemize yönelik saldırılara karşı mücadele etmeyi sürdüreceğiz. Ne İdlib'in ne de geri kalan Suriye topraklarının ülkemizin güvenliğini tehdit eden bir boyut kazanmasına müsaade etmeyeceğiz."

Ege ve Akdenizde asla geri adım atmayız

Erdoğan, Doğu Akdeniz'deki gelişmeler ve Türkiye'nin "Mavi Vatan" yaklaşımı hakkında şunları kaydetti:

"Türkiye, her zaman Doğu Akdeniz'in zenginliklerinin kıyı ülkelerince hakkaniyetli şekilde paylaşımından yana olmuştur. Bunu tüm diplomatik girişimlerimizde vurguladık. Ancak başta Yunanistan olmak üzere Türkiye'nin varlığından rahatsız devletler tek taraflı adımlarla gerginlik çıkarıcı tutum içerisine girdiler. Sömürgeciliğiyle ünlü Fransa'nın Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve şimdi de Ermenistan'ı kışkırtan tavrının altında Türkiye'nin bölgede etkin rol alması bulunuyor.

Ege ve Akdeniz meselesi Türkiye'nin asla geri adım atmayacağı bir meseledir. Türkiye'nin ve KKTC'nin yok sayıldığı, kıyılarına hapsedildiği hiçbir çözümü kabul etmediğimizi tüm platformlarda yüksek sesle dile getirdik, getirmeye devam edeceğiz. Hak ve menfaatlerimizi her zaman ve her şartta korumaya, savunmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Doğu Akdeniz'deki kararlılığımızı görenler ve ülkemize içi boş tehditlerle, şantajlarla geri adım attıramayacağını anlayanlar nihayet diyalog çağrılarımıza kulak vermek zorunda kaldı. Oysa biz en başından beri diplomasi kanallarını açık tuttuk. Türkiye Doğu Akdeniz meselesinde gerginliğin düşürülmesinden ve diyalogdan yana olduğunu sadece söylemleriyle değil eylemleriyle de açık ve net biçimde ortaya koydu. Biz, uluslararası hukuk açısından haklı olmanın rahatlığı içindeyiz. Bu doğrultuda Akdeniz meselesinde tüm adımlarımızı kendi çıkarlarımızı korumak başta olmak üzere barışa, huzura hizmet edecek ve Akdeniz ülkelerinin hepsinin çıkarına olacak şekilde kazan-kazan prensibi çerçevesinde atıyoruz."

Azerbaycan haydutlukla işgal edilen topraklarını geri alıyor

Başkan Erdoğan, Azerbaycan'ın Ermenistan tarafından işgal edilen topraklarını kurtarmak için verdiği mücadeleye ilişkin soruya şu yanıtı verdi:

"Ermenistan'ın katliam gerçekleştirdiği Karabağ başta olmak üzere Azerbaycan'ın topraklarının bir bölümünü işgali, yaklaşık 30 yıldır devam ediyor. Uluslararası toplumun bu katliam ve işgallere yıllardır sessiz kalmasından cesaret bulan Ermenistan, mütecaviz adımlarını sivillere yönelik yeni saldırılarla sürdürdü. Azerbaycan da bunun üzerine işgal altındaki topraklarını kurtarmak için harekete geçti ve şimdi Ermenistan'ın haydutlukla elde tuttuğu bölgeleri bir bir geri alıyor.
Türkiye bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da 'tek millet, iki devlet' düsturu içinde haklı davasında Azerbaycan'ın devletinin, halkının yanındadır. Azerbaycanlı kardeşlerimize desteğimizi bütün imkanlarımızla sürdüreceğiz.

Bu bölgesel sorunun çözümü için sözde inisiyatif aldığını öne süren devletler, uluslararası yapılar ne yazık ki bugüne kadar sorunu çözümsüzlüğe mahkûm ettiler. Bu devletlerin ve kurumların tutumu Ermenistan'ın şımarmasına, yeni işgal faaliyetlerine girişmesine neden oldu. Karabağ meselesi Kafkasya'nın son 30 yıldır en önemli kriz konusudur. Azerbaycan'ın, yıllardır sonuçsuz bırakılan ve Ermenistan'ın artan saldırılarıyla katlanılamaz hale gelen bu sorunu fiili bir mücadeleyle çözme yoluna gitmesi hem tarihin hem hukukun hem de coğrafyanın gerçeklerinin gereğidir. Bu sorunu kalıcı bir şekilde çözmek için BM kararlarının uygulanması ve uluslararası hukukun gereğinin yerine getirilmesi gerekiyor.

Türk milletine karşı her fırsatta saldırgan ve düşman tutum sergilemekten geri kalmayan Ermenistan, bölgede barışın, istikrarın, huzurun önündeki en büyük engeldir. Ermenistan'ın son işgal teşebbüsünde aldığı ağır hezimetin ardından türlü tezviratlarla Türkiye'yi de çatışmanın içinde gösterme gayretine girmesi, yaşadığı sıkışmışlığın ve çaresizliğin ispatı olmuştur. Ermenistan'ın bu tavrı bile bölgede geniş çaplı bir çatışma alanı yaratmak istediğinin göstergesidir. Yaşanan son süreç de kimin gerçekten barıştan yana olduğunu gözler önüne sermiştir. Uluslararası toplumun bu gerçeği görerek, yıllardır uyguladığı çifte standarttan vazgeçmesi ve Ermenistan'ın Azerbaycan topraklarındaki işgalini sonlandırma yönünde adım atması çağrımı yineliyorum."

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.