Ben de ihtimal vermiyorum üçüncü dünya savaşına. O dünyanın yıkımı olur. Ama Rusya-Ukrayna Savaşı da aldı başını gidiyor. ABD’den Almanya’ya,  Avustralya’dan İngiltere’ye, Fransa’dan Japonya’ya onlarca ülke Rusya’ya yönelik çeşitli yaptırım kararları açıklıyor. Kimi silah veriyor, kimi mali yardım açıklıyor, kimi Rusya’ya çeşitli ambargolar koyuyor. Yer yer karşılıklı elçilikler de boşaltılmaya başlandı.  Ve Avrupa havası Rusya’ya, Rusya havası Avrupa ülkelerine kapatıldı. Rusya Ukrayna'yı kuşatmış, Dünya Rusya'yı. Sözde Rusya-Ukrayna savaşıyor. Bunun adı Üçüncü Dünya Savaşı’nın eşiğindeyiz demektir. Silah veriyorsun, hava sahalarını kapatıyorsun, her türlü karşılıklı ambargo. Elçilikler çekiliyor. Bir silahlı çatışma yok.  Silahlı çatışm karaya sahip olmak adına yapılıyor. Hava sahası, deniz limanları kapatılmış. Bir karası kalmış.

*

Biz dün ABD güçleri Irak’ı işgal ederken, Libya’da Kaddafi yok edilirken, Suriye’ye müdahalede savaşa karşıydık. Bugün de Rusya’nın Ukrayna’ya girmesine karşıyız. Nerede olursa olsun savaşa karşı olacağız. Sorunların çözümünü, diyaloğda, uluslararası hukukun işlemesinde, politikada arayacağız. Biz Atatürk’ün ‘Yurtta sulh dünyada sulh’ ilkesini benimsemişiz. Ülkemizde de dışarda da iflah olmaz bir barış taraftarıyız.

*

Gelelim ülkemizin dış politikasına. Ülkemizin özellikle Suriye konusunda izlediği dış politakaya başından beri karşı olmuştum. Hala da Esad ile görüşülmemesini hata olarak görüyoru.  Bizimkiler, ‘Emevi Camii’nde’ camiinde namaz kılma hayalleri kurarken, ‘Sen o zaman ne yaparsın Türkiye’ başlıklı bir yazı yazarak, beklentilerin gerçekleşmesinin mümkün olmayacağını ileri sürdüm. Bu savaşın nereye gitceğini ise maalesef net göremiyorum. Rusya Ukrayna’yı daha kısa sürede alt eder diye düşünüyordum. Gün yedi oldu. Sürüyor. Uluslararası güçler bu kadar birlikte hareket etmez diyordum. Başlanıçta yoktu ama şu anda Dünya Rusya’nın karşısında desek yeridir. Yine de Rusya istediğini alır gibi görünüyor ama kaybı da beklenen çok fazla olacak görülüyor. Yine de çok fazla uzamaz düşüncesi akla yakın görünüyor. Savaşın ne olacağı kadar sonrasını da düşünmek gerekiyor.

*

Irak politikasına da karşı çıkmıştım. Dış Işleri Bakanlığı bünyesinde yapılan kimi elçi atamalarına da şiddetle karşı çıkıyorum.  Türk Dış Politikasının otumuş kadrolarına zarar verildiğini düşünenlerdenim. Tüm bu olumsuzluklara ve eleştirilerime rağmen, iktidarın Rusya-Ukrayna krizinde izlediği itidallı tutumu, taraf tutmadan iki ülke arasında barışın gerçekleşmesi yönünde izlenen çabayı, bu yöndeki dilek ve talepleri, batı ülkerinin kimi yaptırımlarına katılınmamasını olumlu bulduğumu itiraf etmeliyim. Bizim hem Rusya hem de Ukrayna ile olan ilişkilerimiz bir çok ülkeden farklıdır. Türkiye ne Avustralya’dır. Ne Fransa, ne Portekiz. Türkiye Rusya ve Ukrayna ile komşudur. Dolayısıyla Avustralya gibi, Fransa gibi, ABD, İngiltere, Almanya gibi bir politika izleyemezdi izlemiyor.  

*

Ve bu savaş ister istemez tüm dünyada Milliyetçilik akımını güçlendirecektir. Almanya’da Yeşiller ve Sosyal Demokrat Koalisyonun tavrını nasıl değerlendiriyorsunuz? En etkili karşı çıkışları ilk onların yapmasına ne diyorsunuz. Hani silahsızlanmayı falan savunuyorlardı ya Yeşiller, hani barış yanlısıyda Sosyal Demokratlar..  Ordu için 100 milyar eoru para ayırdıkları bilgileri geliyor.  Ne oluyoruz dersiniz?

Bu savaş Dünya’da tüm gündemi değiştirdi, sonuçları da beklenenin ötesinde olacak gibi. İtidallı olmaya devam.