Son zamanlarda ortalık had bildirenlerin söz ve eylemlerinden geçilmiyor. Herkes kendinden başka herkese haddini bildirmekle meşgul. Oysa ki sadece kendilerine hadlerini bildirseler, emin olun ortalık güllük gülistanlık olacak.

Bu kadar hadsizler yani.

*

Peki nedir bu had olayı bakalım;

*Had:

1) sınır, uç

2) derece (insan buna bir hadde kadar göz yumabilir)

3) İnsanın yetki ve değeri (Haddim değil.)

Yani, insanı sınırlandırıp, kendini aşmasını engelleyen bir çerçeve bu had. Sosyal çevrenin, zamanın, koşulların dayattığı. Bugün had olan, yarın olmayabilir…

*Haddini bilmek:

1) Kendi değer ve yeteneğinin farkında olmak.

2) konumuna, durumuna uygun davranmak.

Oysa ki gelişim denilen şey hep bu haddini bilmeyip aşanların eseri olmuş. Yaratıcılık böyle ortaya çıkmış, sınır tanımayarak düşünmüşler, yazmışlar, çizmişler, harekete geçmişler…önce kendilerini sonra çevrelerini ve dünyayı değiştirmişler, değiştirmekteler.

Had bilmek, boyun eğmektir, kendini mahkum etmektir. Sevgiyle ve saygıyla davranmak ise başka bir şeydir, tercihtir, bilinçli bir eylemdir, zora dayanmaz, içtendir, insana yakışandır.

*

*Haddini bildirmek:

Sert bir karşılıkla uslandırmak, yola getirmek, cezalandırmak.

İşte bu, tam anlamıyla bir zorbalıktır. Kim oluyorsunuz ki, başkalarını uslandırmak gibi bir misyonunuz oluyor. Kim oluyorsunuz ki birisini yola (sizin yolunuza) getirmek için ceza uygulamaya kalkışabiliyorsunuz.

Tarih sizin gibileri her zaman çöplüğe atmıştır, atacaktır da.

Haddimizi zorlayarak, sevgi ve saygıyla yaşayacağımız günlere özlemle…

*Kaynak: TDK sözlük