salmadın selamını; üşüdüm sevgilim
oysa dün ağustosun "har"ı idi
sormadın ahvâlimi; yandım sevgilim
daha dün zemherinin "zor"u idi
gün oldu, yıl oldu, yıllar oldu
ben bu ateşe nasıl dayandım
onu da ben bilmedim, sevgilim

...

sanki her şey hâyâl oldu, düş oldu
sonra birden bire sır oldu
hiç gören olmadı
duyan olmadı
soran, arayan olmadı
bense az ötede
koca dağların karı idim
yel vurmadan er eridim
ermedim, eremedim, erişemedim, sevgilim

...

bir zamanlar mihman idim bitmeyen rüyalara
sığmaz idim kabına
bıraktın beni ufuksuz zamanlara
çatladı hırsından intizarım
ömür bitti, yol bitti, ben bittim
amma bitmedi bir türlü efkârım, sevgilim

...

gücüme gidiyor küsmek
böyle bırakıp gitmek
kervanım da yüklü yüreğim de
daha ne kadar dayanırım bilmem
amma kaçarsam eğer
haram olsun yemek içmek
alıştım artık sebepsiz darılmalara
bunca yükü bunca zaman
nasıl çektiğimi bile
nasıl oldu, anlamadım sevgilim

...

bir yanım yanıyor
bir yanım donuyor
yüreğim ağlıyor
kurtarır mı beni
üstüme serilince şu kara toprak
bu inat niye sevgilim
özüm özüne dargın
yüzüm yüzüne hasret
sen yorgun, ben yorgun
bu dar, bu zor günler niye
bu zahmet, bu kasvet
niye sevgilim

...

kaç mevsim göçtüm
kaç mevsim konakladım
dün yine yeni bir göç günüydü
ağırdan aldım, gelirsin diye
bir ara durdum, durakladım
dört nala geliyor gibiydin
uçacaktım sevinçten
vuslata koşuyor gibiydin
gülüyor gibiydin
tozu dumana kattın
sonra kayboldun
ben yine bir hayali kucakladım, sevgilim

...

dere tepe uçardım
her yayla durağımdı, konardım
el ederdim, gel ederdim turnalara, kırlangıçlara
sonra ayrılırdı yollarımız
deniz derya giderdim ben
konardım kıyılara
her liman ağırlardı yaşlı ve yaslı gönlümü
gemiler sırdaşımdı
çımacılar yoldaşım
şimdi hepsi el oldu, sevgilim

...

bir gün bırakasım geldi peşini
yeter artık, dedim
yolcu yolunda gerek
gideyim varayım bilinmez bir diyara
geçer mi bu yara
diye sordum
geçmez dedi süleyman:
-sen bu yaranın erisin
-hiç yakışır mı sana
utandırdı beni
ben düşlerimle de yaşarım
öyle de olsa böyle de  olsa sevgilim

İst., 21 Ağustos 2020