Çevre ve kültür dernekleri ve bazı sivil toplum kuruluşları Danamandıra'da ormanlık alanda ağaçların kesildiğini bildirerek duruma tepki gösterdi. Son bir ayda yaklaşık 150 dönüme ulaşan bir alanda ağaç kesiminin oluşacağına yer verilen açıklamada durumun 'Kültürel miras, su hakkı, bitki örtüsü ve orada yaşayan insanlar" açısından tehdit oluşturduğuna dikkat çekildi.
Silivri Çevre Derneği ,Kuzey Ormanları Savunması, Danamandıra Köyü Yardımlaşma Dayanışma ve Çevre Koruma Derneği
Silivri Tarihi Kültürel Mirası Koruma Eğitim ve Araştırma Derneği
Silivri Kent Konseyi – Kültür Sanat Komisyonu / Çevre Komisyonu / Kültürel Miras ve Tarih Çalışma
Grubu , TURÇEP, Silivri Su Sporları Spor Kulübü ortak bir açıklama yaparak Danamandıra'da yaklaşık 150 dönümlük alanda ağaç katliamı yaşandığını belirterek, duruma tepki gösterdiler. CHP Silivri İlçe Başkanlığı da 22 Aralık saat 22.00'da Danamandıra'da miting çağrısı yaptı.
Ormanlık alanda eşzamanlı ağaç kesimi
Çevre dernekleri ve sivil toplum kuruluşlarının yaptığı ortak açıklama şöyle:
Silivri Orman İşletme Şefliği, iki ayrı taş ocağının genişletilmesi amacıyla biri yaklaşık 40
dönüm, diğeri 70 dönüm olmak üzere iki farklı ormanlık alanda eş zamanlı ağaç
kesimine başladı. Köyün iki ayrı noktasında aynı anda yapılan bu kesimler, adeta planlı bir
şafak operasyonunu andırdı bizlere.
Danamandıra’da YİNE! Bir orman kesimi ile sabaha gözlerimizi açtık. Danamandıra’da
bitmek bilmeyen ağaç kesimlerine dün iki yeni orman kesimi daha eklendi.
Dün sabah Danamandıra’da yaşananlar, “orman koruma” kavramının ne kadar içinin
boşaltıldığını bir kez daha acı biçimde gösterdi. Köylüden aldığımız bilgiler neticesinde
Silivri Orman İşletme Şefliği, iki ayrı taş ocağının genişletilmesi amacıyla biri yaklaşık 40
dönüm, diğeri 70 dönüm olmak üzere iki farklı ormanlık alanda eş zamanlı ağaç
kesimine başladı. Köyün iki ayrı noktasında aynı anda yapılan bu kesimler, adeta planlı bir
şafak operasyonunu andırdı bizlere.
150 dönüm alan yok ediliyor
Bu haliyle son bir ay içerisinde Danamandıra çevresinde yaklaşık 150 dönüm orman alanı
yok edilmiş olacak. Bu, yüz binlerce ağacın geri dönülmez biçimde kesilmesi anlamına
geliyor. Yine köy halkından ve mağdurlardan aldığımız bilgiler neticesinde aynı Orman
İşletmesi, bundan yalnızca birkaç hafta önce “orman ferahlatma” yaptığı gerekçesiyle 15
köylüye kişi başı 10–12 bin TL arasında ceza kesti, köylüler mahkemelik edildi. Bu tabloya
bakıldığında şu soruyu sormamak mümkün değil;
Ormanı korumak için yemin edenler, ormanı gerçekten korumak için mi yemin etti;
yoksa sadece köylüden korumak için mi? Ya da bir kesime bu kadar hızlı başlanırken,
neden bu kesimlere yönelik oluşturan dilekçelere neden 2.5 ay sonra cevap veriliyor?
Danamandıra’da hâlihazırda sekiz adet aktif taş ocağı bulunuyor. Binlerce dekar orman
alanı, dolgu malzemesi uğruna uçurumlara, yarıklara ve çorak alanlara dönüştürülmüş
durumda. Buna rağmen yeni taş ocaklarına izin verilmesi, Orman Genel Müdürlüğü’nün
Orman Kanunu’nu fiilen yok saydığını açıkça ortaya koyuyor. Silivri, aynı zamanda
İstanbul’un son büyük orman alanlarından biri. Bu ormanlar kamu yararı değil de sınırsız
bir hammadde deposu gibi görülüyor.
Tarihi su yolu geçiyor
İşin daha da vahim bir boyutu var. Söz konusu iki taş ocağının yalnızca 50 metre
yakınından, Roma dönemine tarihlenen ve dünyanın en büyük antik su temin sistemlerinden
biri olan tarihi su yolu hattı geçiyor. Yaklaşık 1600 yıllık, Horasan harcıyla inşa edilmiş bu
eşsiz kültür varlığı, dinamitli patlatmaların hemen yanı başında kaderine terk edilmiş
durumda.
DSİ nasıl izin verir!
Taş ocaklarında çıkarılan kireç taşlarının depolandığı alanlardan süzülen rezerv sular, orman
içindeki doğal kaynaklar aracılığıyla Mandıra Deresi’ne, oradan da Terkos Barajı’na
ulaşıyor. Mandıra Deresi, Terkos’u besleyen iki ana koldan biri. Buna rağmen DSİ’nin bu taş
ocakları için “olur” yazısı vermesi, hukukla, bilimle ve kamu sağlığıyla bağdaşmıyor.
İstanbul 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu, ruhsat sahası içindeki tarihi hattı
tespit etmiş olmasına rağmen yalnızca 50 metrelik bir koruma mesafesi belirlemekle
yetindi; taş ocağı ruhsatı iptal edilmedi. Şunu sormak gerekiyor:
Dinamit patlatılırken 50 metre mesafede durmaları istense, bu kararı verenler orada durur mu?
Elbette hayır. Ama 1600 yıllık tarihi bir yapının buna “dayanabileceği” varsayılıyor.
Bu karara itiraz edildi. Dosya Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu’na taşındı.
Ankara’dan gelen uzmanlar yerinde inceleme yaptı ve 50 metrelik koruma mesafesinin
yetersiz olduğunu açıkça ifade etti. Buna rağmen kurul kararı onayladı. Bu kararda, ilgili tüm
genel müdürlüklerin imzası bulunuyor. Bu tablo, tarihe not olarak düşünülecektir. Bugün bu
orman katliamına sessiz kalan yönetimler ve imzacılar bu konunun tek sorumluları olacaktır.
Kültürel miras, su hakkı, bitki örtüsü ve orada yaşayan insanlar
Bizler memlekette taş ocakları ya da maden faaliyetleri olmasın demiyoruz. Olması gereken
doğru yerde, doğru konumda, planlı, hak temelli, tabiat ve kültür varlıklarını koruyan,
yurttaşların çıkarlarını ön plana taşıyan bir anlayışla gerçekleştirilmesidir.
Bugün başvurulan her kurum ya da sözlü iletişime geçilen her idareci aynı şeyi
söylemektedir; “ tüm taş ocaklarının yasal izinleri var ! “ ya on yıllardır o bölgede
yaşayan, toprak sahibi olan yurttaşlar ? Ya onlarca bitki türü ve canlı çeşitliliği? Ya
1600-1700 yıllık kültürel miras? Ya su hakkı ?
Son söz net ve açık;
Bu ülkenin ormanı, bu halkın deresi, bu ülkenin doğası, havası, güzellikleri kimsenin
kârından daha önemli değildir.
Danamandıra’da kesilen yalnızca ağaçlar değil; hukuk, bilim, kültürel miras ve kamu
vicdanıdır.
*
Danamandıra Köyü Yardımlaşma Dayanışma ve Çevre Koruma Derneği
Silivri Tarihi Kültürel Mirası Koruma Eğitim ve Araştırma Derneği
Silivri Kent Konseyi – Kültür Sanat Komisyonu / Çevre Komisyonu / Kültürel Miras ve Tarih Çalışma
Grubu
Silivri Çevre Derneği
TURÇEP
Kuzey Ormanları Savunması
Silivri Su Sporları Spor Kulübü