CHP’li Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, “kent uzlaşısı” iddiasıyla yürütülen terör suçlaması davasında İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı. Özer, 30 Ekim 2024’te “silahlı terör örgütü üyesi olmak” iddiasıyla gözaltına alınmış, tutuklanmış ve belediye başkanlığı görevinden uzaklaştırılmıştı. Karar istinafta onanırsa Özer'in yeniden hapis yatabileceği bildirliyor.
Duruşma başlamadan önce savcı değişti; 3 kişilik mahkeme heyetindeki bir üyenin de değiştiği öğrenildi.
Savunma: Somut delil yok
Özer’in avukatı Hüseyin Ersöz, esas hakkında yaptığı savunmada iddianamede ileri sürülen örgüt üyeliği suçlamasını şöyle değerlendirdi:
“Müvekkilimiz hakkındaki iddianame ve esas hakkındaki mütalaada terör örgütüne üyelik iddiasına dayanak gösterilen hususların objektif, kesin ve inandırıcı delil olma niteliği yoktur. Çoğu hukuken anlam ifade etmeyen, tamamen somut gerçeklikten kopuk değerlendirmelerle örgüt üyeliği isnadı kurulamaz.”
Ersöz, “kent uzlaşısı” başlığıyla yöneltilen suçlamalar için de şunları söyledi:
“İddianamenin temelinde ‘kent uzlaşısı’ kurgusu bulunmaktadır. Bazı PKK yöneticilerinin konuşmalarından cımbızlanan ifadeler üzerinden PKK’nın sözde kent uzlaşısı aracılığıyla belediyelere sızdığı öne sürülüyor. Bu denli ağır bir iddiada yalnızca soyut, belirsiz ifadelerin delil olarak gösterilmesi bile iddianın ne kadar temelsiz olduğunu göstermektedir.”
Ersöz, iddiaların CHP’nin yerel seçimlerde uyguladığı “Türkiye İttifakı” modeliyle ilişkilendirilmesini ise “afaki ve zorlama yorum” olarak nitelendirdi:
“Kent uzlaşısı altında PKK/KCK hedefleri doğrultusunda gizli bir anlaşmanın varlığına işaret eden en ufak bir emare yoktur. CHP’nin uyguladığı seçim stratejisinin PKK’nın aldığı bir kararla hayata geçirildiğine dair doğrudan ya da dolaylı bir delil bulunmamaktadır. Bu nedenle iddialar ciddiyetten uzaktır.”
Özer: Terörle anılmak benim için zuldür
Ahmet Özer de savunmasında suçlamaların dayanaksız olduğunu belirterek şöyle konuştu:
“64 yaşında, daha önce hiçbir sebeple yargılanmamış bir akademisyen ve siyasetçi olarak bugün karşınızdayım. ‘Terör örgütüne üyelik’ gibi hem dayanaksız hem de mantıksız bir isnatla yargılanıyorum. Bu süreçte 255 günü tek kişilik koğuşta, özgürlüğümden tamamen mahrum geçirdim. Bunun benim gibi bir aydın için nasıl bir acı olduğunu tahmin edemezsiniz.”
Özer, terörle ilişkilendirilmesini reddederek şu ifadeleri kullandı:
“Benim bir terör örgütüne üye olmam değil, ismimin dahi böyle bir yapıyla anılması mümkün değildir. Akademik camia ve CHP dışında hiçbir aidiyetim yoktur. Terör ve şiddetin her türüne hayatım boyunca karşı oldum. Bugün terörle ilişkilendirilmeyi bir zül olarak görüyorum.”
Remzi Kartal iddiaları
İddianamede Remzi Kartal ile telefon görüşmesi yapıldığı iddiasına da değinen Özer, Kartal ailesini hemşerilik ve aşiret bağları nedeniyle tanıdığını söyleyerek şu açıklamayı yaptı:
“Kartal ailesi Türkiye siyasetinde farklı partilerde görev almış önemli bir ailedir. Remzi Kartal 1991’de SHP Van milletvekili seçilmiş ve uzun süre TBMM’de görev yapmıştır. Bu dönemde hemşeri ve siyasetçi olmamız nedeniyle görüşmem olmuştur. Ancak yurtdışına çıktıktan sonra irtibatım olmadı. 2015’te bir görüşmem olduğunu da hatırlamıyorum.”
Telefon numarası iddiasındaki teknik tutarsızlıklara da dikkat çekti:
“Belirtilen hattın gerçekten bu şahsın kullanımında olduğuna dair delil yoktur. Nasıl sorgulandığı da açıklanmamıştır. Bu nedenle bu iddia ve buna dayalı çıkarımlar tamamen mesnetsizdir.”
Hapis cezası verildi.
Savunmaların ardından kararını açıklayan mahkeme Özer hakkında 6 yıl 3 ay hapis cezası verildi.