VİCDAN AYAKLANMASI

Günlerden beri ABD’deki olayları izliyoruz.

Siyahi bir vatandaşın polis tarafından hunharca öldürülmesi zenci-beyaz milyonlarca Amerikalının vicdanlarını kanattı.

Milyonlar sokaklara dökülerek bu menfur olaydan dolayı yönetimi protesto ediyor.

Yangınlar çıkarılıyor, vitrinler parçalanıyor, yağmalar yapılıyor.

Trump ise her zamanki pişkinliği ile ortada.

Son yaptığı, kilise çıkışında İncil’le poz vermek.

Orada bile din istismarı!

Vicdanlara dokunan yönetimler yanar.

Yöneticiler, ne yapıp etmeli, vicdanlara dokunmamayı önceliklerine almalı.

Vicdanlar ayaklanınca korkular yok oluyor, baskılar para etmiyor.

Aman ha!

Ferdi Tayfur’un bir şarkısı aklıma geldi.

“Hadi gel köyümüze dönelim, Fadime’nin düğününde halay çekelim.”

Şarkının sözlerinde bu günümüze dokunan sözler de var:

“Ne umutla geldik koca şehire

Allah sonumuzu hayra getire.

Alacaklı haciz koymuş Bekir’e.”

“Buralarda ağaçları kesmişler.

Yerlerine taş duvarlar dikmişler.”

Ferdi Tayfur, yıllar önceden büyük şehirlerimizin bu gününü tarif etmiş.

Ne tesadüf!

Yaşadığımız bunca tesadüften sonra köye dönmek şart olmuş galiba.

Tarım, çağımızın yükselen değeri olmuşken;

Köyünde evi barkı arazisi olan insanlar büyük şehirleri terke hazırlanıyor.

Yeniden köye dönüşün emarelerini görüyoruz.

Ferdi Tayfur halaydan söz ediyor ama.

Fadime’nin düğünü ne yazık ki olamıyor bu salgın yüzünden.

Halay çekmek de o kadar kolay değil.

Mesafe gerekiyor.

Kimileri bunun yolunu da bulmuşlar, 1.5 metre uzunluğundaki sopalara tutunarak halay çekiyorlar.

Halk yasakları zekâsıyla deler.

Halka yasak koymak, yanlışların en büyüğü.