TÜRKİYE

Özer Davası'nda süreç nasıl işleyecek?

6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılan Ahmet Özer'in Belediye Başkanlığı görevinde olduğu dönemde Başkan Yardımcısı ve aynı zamanda Meclis Başkanvekiliği yapan Avukat Oktay Kılıç, dava sürecinin bundan sonra nasıl işleyeceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer'in Belediye Başkanı olduğu dönemde Belediye Başkan Yardımcısı ve Meclis Başkanvekilliğiyapan Avukat Oktay Kılıç, Özer'in dava sürecinin bundan sonra nasıl işleyeceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gazeteci Erdal Karasansar'ın sorularını yanıtlayan Kılıç, "Davada kesin karar henüz verilmiş değil. İsniaf var, ordan olumsuz bir karar çıkarsa Yargıtay aşaması var. Önümüzde uzun bir yol var." dedi. Kılıç, Özer'in göreve dönmnesiyle ilgili soruyu ise şöyle yanıtladı. " Bu karar, Ahmet Özer’in göreve dönme ihtimalini ortadan kaldıran bir karar değil. Soruşturmanın başından itibaren görevden uzaklaştırma kararı, Valiliğin Belediye Kanunu’nun 45. maddesinin ikinci fıkrası ve 47. maddesine dayanarak vermiş olduğu idari bir karardır. İdari kararlar her zaman geri alınabilir." Kılıç'ın, Karasansar'ın sorularına verdiği yanıtlar şöyle:

BÖYLE BİR KARAR BEKLİYOR MUYDUNUZ?
Erdal Karasansar:
Hem Esenyurt hem de Türkiye kamuoyunun sonucunu merakla beklediği davada karar bugün açıklandı. Mahkeme Sayın Ahmet Özer’i 6 yıl 3 ay hapse mahkûm etti. Siz, Sayın Özer’in belediye başkanlığı döneminde başkan yardımcısıydınız. Aynı zamanda bir hukukçu kimliğiniz var. Bu kararı bekliyor muydunuz?
Oktay Kılıç:
Öncelikle şunu söyleyeyim; biz bu dosyada beraat dışında bir karar çıkacağına ihtimal vermiyorduk. Çünkü Türk Ceza Kanunu’na göre bir kişinin cezalandırılması için, her türlü şüpheden uzak, kesin olarak suçluluğunun ispat edilmesi gerekiyor. Ancak bu dosyada kesin delil bir yana, suç işlendiğine dair yaklaşık şüphe bile söz konusu değil.
Yine ceza yargılamasında sanık masum olduğunu değil, iddia makamı suçun işlendiğini ispat etmek zorundadır. Ancak son zamanlarda sıklıkla gördüğümüz üzere, özellikle siyasi nitelikli davalarda maalesef savunma masumiyeti kanıtlamaya uğraşıyor.
Buna rağmen gerek Ahmet Başkan gerekse de avukatları, savcının tüm iddialarını delilleriyle beraber çürüttü. Hatta mahkemenin yazmış olduğu müzekkereler ve bu müzekkerelere gelen cevaplarla Ahmet Başkan’ın atılı suçu işlemediği aslında kesin olarak ispat edilmişti. Buna rağmen mahkemenin takdirini ceza verilmesi yönünde kullanması, kararın hukuki değil siyasi olduğunu açıkça gözler önüne serdi.
MAHKEME HANGİ GEREKÇEYLE CEZA VERDİ?
Erdal Karasansar:
Kararın gerekçelerinde neler var? Sayın Özer’e hangi suçlama ya da suçlamalarla ceza verildi?
Oktay Kılıç:
Mahkemenin bugün vermiş olduğu karar gerekçeli karar değil, kısa karardır. Dolayısıyla herhangi bir gerekçe açıklanmadı. Gerekçeli karar kısa bir sürede yazılacaktır. Bizler de o zaman hangi gerekçelerle ceza verildiğini görmüş olacağız.
YENİDEN CEZAEVİNE GİRME İHTİMALİ VAR MI?
Erdal Karasansar:
Peki bu karar ne anlama geliyor? Sayın Özer, bir yılı aşkın süre cezaevinde kalmıştı. Yeniden cezaevine girmesi söz konusu mu?
Oktay Kılıç:
Mahkemenin şu an mahkûmiyete hükmetmiş olması tek başına herhangi bir anlam ifade etmiyor. Bu kararın bir anlam ifade etmesi için kesinleşmesi gerekiyor. İster beraat olsun ister mahkûmiyet olsun, hüküm kesinleşmediği sürece uygulama alanı bulmaz.
Dolayısıyla bu aşamada Ahmet Başkan’ın tekrar cezaevine girmesi söz konusu değil. Karar, niteliği itibarıyla istinaf ve Yargıtay incelemesine tabi bir karar. Ahmet Başkan’ın avukatları tarafından istinaf başvurusu muhakkak yapılacaktır.
İstinaf incelemesinde verilecek karar da kesin hüküm olmayacak. İstinaf aşamasından sonra Yargıtay aşaması da var. Yani önümüzde uzun bir yol bulunuyor.
GÖREVE DÖNÜŞ YOLU KAPANDI MI?
Erdal Karasansar:
Bu karar sonrası Sayın Özer’in göreve dönme ihtimali var mı? Kayyum gidecek mi? Ya da belediye başkanı meclisten mi seçilecek? Süreç nasıl işleyecek?
Oktay Kılıç:
Bu karar, Ahmet Özer’in göreve dönme ihtimalini ortadan kaldıran bir karar değil. Soruşturmanın başından itibaren görevden uzaklaştırma kararı, Valiliğin Belediye Kanunu’nun 45. maddesinin ikinci fıkrası ve 47. maddesine dayanarak vermiş olduğu idari bir karardır.
İdari kararlar her zaman geri alınabilir. Ayrıca bahsettiğimiz kanun maddelerinin Anayasa’ya aykırılığı nedeniyle şu anda Anayasa Mahkemesi’nin önünde incelemede olduğunu ve kısa bir sürede düzenlemenin iptali yönünde karar verilebileceğini de tekrar hatırlatmış olayım.
Yine yukarıda belirttiğim üzere, kayyumun şu an görev yapıyor olması da görevden alınması da Valiliğin tasarrufundadır. Belediye başkanımız hakkındaki hüküm kesinleşmediği sürece, meclisten bir başkanvekili ya da belediye başkanı seçilmesi de söz konusu değildir.
AHMET ÖZER KARARA NASIL TEPKİ VERDİ?
Erdal Karasansar:
Sayın Özer’in yakın çalışma arkadaşısınız. Bu karara ilk tepkisi ne oldu?
Oktay Kılıç:
Gerek kendisinin yapmış olduğu savunmalarda gerekse avukatlarının yapmış olduğu savunmalarda, kendisine yöneltilmiş olan tüm suçlamalar delilleriyle çürütülmüş olduğu için, açıkçası mahkûmiyet kararına hepimiz gibi kendisi de şaşırdı. Ancak kararı soğukkanlılıkla karşıladı.
BUNDAN SONRA SÜREÇ NASIL İŞLEYECEK?
Erdal Karasansar:
Bir hukukçu olarak bu kararı siz nasıl yorumluyorsunuz? Bundan sonra sürecin nasıl işlemesini öngörüyorsunuz?
Oktay Kılıç:
Gerek bu davada verilmiş olan karar gerekse daha önce kayyum atamalarına dayanak yapılan diğer yargılamalarda olduğu gibi, ortada hukuki gerekçelerle verilmiş bir karar yok. Dolayısıyla bir hukukçu olarak hukuki değerlendirme yapmanın da bir anlamı bulunmuyor.
Tüm Türkiye’nin bildiği gibi bu ve benzeri tüm kararlar, hukuka ve yürürlükteki mevzuata göre değil; siyasi iktidarın talimat ve baskılarıyla veriliyor. Yargılamanın başlangıcındaki heyette bulunan üç hâkimden ikisinin değiştiği, bugün mütalaayı veren savcının yerinde başka bir savcının olduğu bir yargılamanın, doğal hâkim ilkesine aykırı olduğunu özellikle belirtmek istiyorum.
Bu yargılamaların kendi mahkemesinde, yani İstanbul Adliyesi’nde 14. Ağır Ceza Mahkemesi duruşma salonunda yapılması gerekirken; kamuoyunun dikkatinden kaçırmak için Silivri’de görülüyor olması sanırım yargılamanın niteliği hakkında yeterli fikir veriyordur.
Hukuki süreç devam ediyor. Gerek istinaf gerekse Yargıtay aşamalarında bu kararın mutlaka bozulacağına inanıyoruz. Bugün iktidarın baskısıyla böylesi hukuksuz kararların verilmesi, bizlerin mücadeleyi bırakacağı anlamına gelmiyor. Tam tersine, bu hukuksuzluklarla karşılaştıkça mücadele azmimiz daha da artıyor.
Süreç, bu ülkeye hukukun üstünlüğü ve demokrasi geleneği gelene kadar bir mücadele sürecidir. Cumhuriyet Halk Partisi’nin tüm neferleri ve bu ülkede demokrasiye inanan tüm bileşenlerle birlikte bu mücadele sonuna kadar sürdürülecektir.