İktidar destekçisi medyanın yayınları ile trol paylaşımlarında dikkati çekici iki önemli değişim
var.
Birincisi, iktidarın dara düştüğü kriz dönemleri ile seçim süreçlerindeki zengin petrol,
doğalgaz, maden yatakları haberleri artık eskisi kadar yapılmıyor. O tür haberlerin yerini
savunma sanayi haberleri, askeri güç kıyaslamaları aldı.
Yayınlarda hemen her gün İHA, SİHA, füze, yerli savaş uçağı, yerli savaş gemisi haberi servis
ediliyor. Ya da orduların her hangi bir silah donanımı ile ilgili kıyaslamalara yer veriliyor.
‘‘Doğrudan traktörün deposuna konulabilir nitelikte’’ olduğu söylenen Gabar’ın petrolü
unutuldu. Zamlar karşısında halkımızın ‘‘Hani bulduğumuz petrol’’ sorusuna cevap
verilemediği için, öyle ulu orta sorgulanamayan, soru doğurmayan savunma sanayi
haberleriyle gazlamalar yapılıyor.
Diğer değişim, CHP’li belediyelere yönelik operasyonlar ile bunlara direniş haberlerinde. Bu
olaylar, çok önemli propaganda yöntemlerinden olan ‘‘önemsizleştirme’’ (trivialization,
minimizasyon, downplaying) tekniğiyle yayınlanıyor.
Operasyonlar, yolsuzluk iddialarında ortaya kanıt konulmadan, ‘‘hiçbir şey olmadıysa da bir
şeyler olmuştur’’ havasında veriliyor, ‘‘çamur at, izi kalsın’’ taktiği izleniyordu.
Yetkisizlik, hak ihlali gibi tam hukuksuzluk hallerinde bile cephe oluşturularak, uygulamalar
savunuluyordu. Bu can siper kör savunmanın yerine, olayı önemsizleştirme gayretleri
başladı. Üstelik önemsizleştirme ile de yetinilmiyor, ‘‘CHP yönetimi, mevcut olumsuzluklara
çözüm üretmek yerine önemsiz işlerle uğraşıyor’’ imasıyla ülkedeki olumsuzluğa da ortak
ediliyor.
Köşe yazılarında şöyle yorumlar görebiliyoruz (derdim kişilerle polemik değil, yeni gayreti
gayet iyi yansıttığı için bir meslektaşın ismini vermeden bu sözlerini aktardım):
‘‘CHP Genel Başkanı Özgür Özel, yatıyor İmamoğlu, kalkıyor İmamoğlu. Türkiye’nin tek
sorunu sanki İmamoğlu.
Halkın nabzının attığı mahalle kahvehanelerine bir uğrasınlar da asıl ülkenin sorunlarının ne
olduğunu orada anlayabilirler. Millet pahalılıktan kendisine çözümler üretiyor. Mesela semt
pazarlarına akşam saatlerinde gidiyorlar.
Tüm partilerin anası olan Cumhuriyet Halk Partisini bir belediye başkanının peşine takamaz.
Cumhuriyet Halk Partisi bir tek İstanbul belediye başkanından ibaret değildir! Türkiye’de
CHP’li sadece bir belediye başkanı yok…’’
Eğer ki…
- En yetkin hukuk otoritesi olarak kabul gören isimler, diploma iptalinden tutuklamaya,
savunma hakkı ihlaline, cumhurbaşkanı adaylığının önünü kesmek için peş peşe
açılan davalara kadar pek çok konuda yasalara aykırılık ve hukuksuzluktan söz
ediyorsa…
- ‘‘Hukuk darbesi’’ olarak da nitelendirilen İmamoğlu’na yönelik operasyon sürecinde
piyasalar sarsılıyor, ‘‘hukuksuzluk’’ algısı para kaçışına neden oluyor da Merkez
Bankası milyarlarca dolar satmak zorunda kalıyorsa…
- Türkiye’nin imajı zedeleniyor da adalet, demokrasi gibi uluslararası
değerlendirmelerde ülke puan kaybediyorsa…
Türkiye’nin tek değil, temel sorunu İmamoğlu konusu demektir.
İktidar partilerinden seçilmiş başkanlarla ilgili onca ihbar, onca Sayıştay raporunun
görmezden gelinmesi bir yana.
Şüphe duyuldu, iddialar ortaya konulup dava açılır. Ya suçludur yatar, ya aklanıp çıkar.
Sağlam delillerle sonuç alıcı soruşturma yapmak yerine, sonu gelmeyen operasyonlar dalgası
yaratıldı. Anlaşılıyor ki hem insanları yıldırmak hem de propaganda taktiği olarak bunlar
yapıldı. Ancak adalet ve hukuka güven yıprandı, ‘‘hukuk işlemiyor, adalet yok’’ algısı ortaya
çıktı.
Türkiye’nin sorunları gerçekten çözülmek isteniyorsa, ilk olarak hukuktaki bu yıpranma
onarılacak, hukuksuzluk algısı kırılacak. Bunları başarmak için de işe İmamoğlu sorunu
çözülerek başlanacak.
Bir de sorun İmamoğlu mu, birilerinin İmamoğlu kimliğinde vücut bulan değişim korkusu mu
ona da dikkatli bakılacak.
mustaydn@gmail.com