GÜLDAL MUMCU

29 yıl önce menfur bir suikast sonucu kaybettiğimiz gazeteciliğin cesur ve sembol ismi Uğur Mumcu, Serhan Asker’in “Görkemli Hatıralar Programında” anıldı.

Eşi Güldal Mumcu hanımefendi program konuğuydu. O meş’um günü ve sonrasında yaşadıklarını anlatırken bir anıt kadın izledik.

Hatıralar yadedildi, sevdiği şarkılar, türküler söylendi. O anıt kadın duygularını içine gömmesini o kadar ustalıkla başardı ki, izleyen herkesin derin saygısını kazandı.

O an yaşadığı duyguları dışarıdan hissetmek ve anlatmak mümkün değil elbet.

Güldal hanımı hem çok iyi anladık, hem büyük saygı duyduk.

Anadolu, aynı zamanda bir acılar coğrafyasıdır.

Bu topraklar, nice değerlerimizi aldı, bağrına bastı.

Uğur Mumcu bu değerlerden birisidir.

Araştırmacı gazeteciliğini korkmadan, yılmadan, tehditlere aldırmadan eğilip bükülmeden sürdürdü.

Bıraktığı kitaplar, o döneme ait mücadelelerinin anlatımıdır.

Güldal Mumcu da, yaşadıklarını kitaplaştırmış.

Elime geçer geçmez virgülüne kadar okumak istiyorum.

Nice çileli kadınlar, nice yetim ve öksüz evlatlar, nice bağrı yanık ana ve babalar… Büyük bir metanet içinde acılarını yüreklerine gömdüler.

Bundan böyle “anıt kadın” diye anacağım Güldal Mumcu, bunlardan biridir.

Ağlamamak için kendisini ne kadar zorladığını mimiklerinden anladım.

Ve bu cinayetleri işleyenlere karşı öfkesini o kadar maharetle gizledi ki, anlatılamaz.

Güldal Mumcu hanımefendi, aynı zamanda bu ülkenin cesur kadınlarını temsil ediyor.

Onun yaşadıklarını yaşamadılar ülkemin cesur kadınları ama, haksızlık karşısında dimdik, korkusuzca durmanın cesur örneklerini verdiler. Halen de öyle kadınlarımız var ve biz onları sadece seyrediyoruz.

Uğradıkları haksızlıkları üzülerek izliyoruz, o kadar.

Onlar kadar erkek olamadığımız için bazen kendimizden utanıyoruz.

Kimseleri örneklendirecek değilim.

Gecenin yarısında hasta evladını yalnız bırakıp kelepçe ile karakola götürülen o kadından da bahsetmeyeceğim. Çünkü O’nun kadar cesur olamıyorum.

Toplum, elbette bir gün bu korku ve acizlik çemberini aşıp, güneşe doğru yol almanın yollarını bulacaktır.

İnsan, böyle durumlarda sabırlı olmaktan başka bir yol bulamıyor.

Allah’ın kullarına nasihatıdır sabır.

O’na inananlar hiç yanılmadılar. Biz de yanılmayacağız.

O, duaları bir süre tehir eder ama mutlaka kabul eder.

Kendi vaadidir: “Allah, duaları işiten ve kabul edendir.”

Önümüzdeki engebeli yolları sabır ve dua ile aşacağız.

Eylemle değil, inançla.