kimeyen Yazılarım
‘GELDİ ÇATTI RAMAZAN’
*
"Türkü türkü Türkiye’m”in Karadeniz’inden, yalçın kayaları döven hırçın dalgalar gibi iki dize:
“… Sevdalu günlerime / Geldi çattı ramazan…”
Sevdamız ortak; bu topraklarda ağız tadıyla yaşamak.
Dünyada, nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan 50 ülke var, toplam Müslüman sayısı da ‘bir milyar 800 milyon’.
Yani neredeyse her dört kişiden biri; ‘on bir ayın sultanı’ ramazanı, şaşmaz bir düzence (disiplin) içinde karşılayıp bayram coşkusuyla uğurluyor.
Eskiler, “Tanrı kimseyi açlıkla terbiye etmesin.” derlerdi. En özgecil insanlık hâlinin, açlığı anlamanın adıdır, oruç.
Karşısında bizim gibi “Azıcık aşım, kaygısız başım.” diye atasözü bulunan, ‘tencerede pişirip kapağında yemeye razı’ bir toplum olması, her ülke yöneticisinin ağzının suyunu akıtmaya yeter.
Gelgelelim…
GÖNENÇTEN, KURU EKMEĞE…
Atatürk’ün tam bağımsız, laik Cumhuriyet düzeninde Türkiye, nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan 50 ülke arasında daha düne değin kutup yıldızıydı; çağdaş bilime, sanata önem verilen ulusal eğitimiyle; dengeli sayılabilecek karma ekonomisiyle; tarımsal- sınai üretimiyle; gelir – gideri uçurum boyutlarında fark içermeyen bütçesi, yıkıma yol açmayan ödenebilir iç – dış borç yüküyle…
Şimdi, Afrika’nın Zimbabve’si ve bilinçsiz kitlelerin en acımasız biçimde soyulduğu Latin Amerika’daki yoksulun yoksulu Arjantin’le birlikte sefilleri oynuyoruz. (...)
EVE LAZIMSA CAMİYE HARAM
Son yıllarda, anlamakta en çok zorlandığımız gelişmelerden biri de şu:
"Kendisi himmete muhtaç dede, nerde kaldı gayrıya himmet ede!” durumundaki devletimiz, başta ‘dindaş’ ülkeler olmak üzere dışarıya yardım yağdırıyor. Türkiye gazetesinden Ebru Karatosun’un haberine göre, 2020 yılında 157 ülkeye toplam ‘sekiz milyar dolar’ bağışlamışız. 2021’de yaptığımız yardımların toplamını bilmiyoruz. Bildiğimiz, son olarak İçişleri Bakanımızın, ramazandan bir gün önce 1 Nisan şakası yapar gibi açıkladığı; Libya’daki sıfır – iki yaş bebelerine mama ve süt desteği verecekmişiz. Hem de ‘süresiz’ olarak! Yardım gerekçesi: Libya, tarihinin en büyük ekonomik krizini yaşıyormuş.
Peki ya bizim yaşadığımız ne?..
‘Ümmet liderliğine’ oynandığı için böyle yapılıyorsa kendi bebeğini doyuramayan halkının vergileriyle dindaşının bebeğini doyurmak hangi vicdana sığar?
Vicdan deyince…
Yine, İmamoğlu’nun üstelik doğrudan üreticiden alarak 100 bin bebeğe süt dağıttığı Halk Süt uygulamasını engellemek için hangi oyunların oynandığı unutulur mu!
Din adına yapılıyormuş görüntüsü altında izlediklerimiz, Aldous Leonard Huxley’in (1894 – 1963) bir özdeyişini anımsatıyor. Birçok bilim insanı ve sanatçı yetiştirmiş olan İngiliz Huxley ailesinin üyesi yazar, şunu söylemiş:
“Bir insan ancak gerçekten dine dayalı bir ülkeye gidene kadar dindardır.”
(10 Nisan 2022, YeniGün)