Eskimeyen Yazılarım
DİRENGEN VE
'DİŞİL' MART -2
*
1665'te Portekizliler, Afrika'dan bir grup insanı kaçırır. Amerika kıtasına götürülen kölelerin arasında, Kongo Kralı'nın kızı Prenses Aqualtune de vardır. İnsan kaçakçılarının bilmediği, onun yalnızca bir prenses değil, üst düzey askerî eğitim almış bir general olduğudur. Aqualtune'yi, götürüldüğü Brezilya'da, güzel olduğu için 'üreme kölesi' olarak satın alan 'sahipler' de bu gerçekten habersizdirler.
Ama, 'neye bulaştıklarını' anlamakta gecikmezler. Aqualtune, kapatıldığı şeker kamışı çiftliğinde örgütlediği
Aqualtune egemenlik alanını genişlettiğinde, bölge bir özgürlükler ülkesi hâline gelmiştir; herkesin kendi dilini konuşabildiği, kendi dinine göre tapınabildiği...
Aqualtune'nin ölüm tarihi bilinmiyor. Ama, insanlık düşmanı sömürgeci Batı'nın bu 'kurtarılmış bölge'yi 1677'de yakıp yıktığı biliniyor.
'TAHIL AMBARI' KAFALAR!
Afrikalı Prenses'in (...) 8 Mart Dünya Kadınlar Günü için neden 'simge ad' olarak seçilmediğini anlamak güç.
Acaba, siyahî olduğundan mı?
Aslında, Aqualtune'nin yaşadığı yüzyılda ve topraklarda, siyahî olmak kadına üstünlük sağlıyordu. O kadınlar; kıvır kıvır, gür saçlarının altında çok değerli şeyler saklıyorlardı; buğday, arpa, mısır tohumlarını. Eduardo Galeano'nun anlatımıyla (*):
"Köleci güçler yakınlarda dolaştığında, özgürleşmiş köleler gür saçlı Afrikalı kafalarını tohumla dolduruyorlardı. Bir anda koşarak kaçmak gerekebilir diye, kafalarını Amerika kıtasının diğer bölgelerindeki gibi bir tahıl ambarına dönüştürüyorlardı."
[Günümüzde kendi çiftçimize 'yerli tohum' kullanımını yasaklayan ve olmayan dövizlerimizi 'hibrit (melez) tohum' dışalımına oluk oluk akıtanlar, bu tarihsel bilgiden etkilenirler mi?]
SÖMÜRÜDE SON NOKTA
1970'lerde dünyada "Afro saç" modasının, özellikle Hippiler, (Çiçek Çocuklar) arasında yaygın olduğunu anımsıyoruz.
2000'li yıllarda ise kapitalizm; Afrikalı kadınlara 'kıvır kıvır ve gür saçlarını düzleştirme, siyah derilerini de beyazlaştırma' çağrısı yapıyor.
Bu amaçla dev bir sektör oluşturmuşlar. Dinin de alet edildiği yarışta, komünist / kapitalist Çin öne geçmiş. Saç tacirleri; Hinduların, ruhlarını arındırmak için kafalarını kazıttıkları Hindistan tapınaklarındaki keşişlerle anlaşma yapıyorlarmış. Bu yolla elde ettikleri yumuşak, düz saçlar, Çin'de işlem gördükten sonra siyahîlere satılıyormuş. Herhâlde, Galeano'nun deyişiyle Afrikalı 'tahıl ambarı kafalara', yeni ürün (!) olarak 'ekilmek' üzere...
Müzisyen Michael Jackson'ın bir zamanlar yaptığı gibi, siyah derisini beyazlaştırmak isteyenlere de çok özel kremler pazarlanıyormuş. Cıva ve hidrokinon gibi sağlığa zararlı kimyasal maddeler içerdiği için Dünya Sağlık Örgütü'nce (DSÖ) yasaklandığı hâlde öylesine ilgi görüyormuş ki örneğin, Mali ve Senegal'de her dört kadından biri, cildini beyazlatmak için bu kremleri kullanıyormuş.
Peki, kabahat onlarda mı?
Elbet onlarda değil; 'siyah inciler'i; 'gizemli orman perisi' güzelliğine sahip olmadıklarına inandıran, böylece kendi ilkel 'ırk ayrımcılığı'nı bile utanmadan paraya çevirebilen dünya sömürgenlerinde.
Kadına yönelik her türlü sömürü, şiddet ve haksızlık düzenlerini er geç yine kadınların, çağdaş Aqualtune'lerin ortadan kaldıracaklarına inanıyoruz.
Ve tüm kadınların, 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü şimdiden kutluyoruz.
*
GRAM GRAM 'EPİGRAM'
Yıl: Bin dokuz yüz otuz beşti
Biri Urfa mebusu sekiz kişi
Ata'ya suikast hazırlığına girişti
Yargılandılar, sekizi de beraat etti;
Yeterli kanıt bulunamamıştı.
Ata'ya sordular: "Ne yapacağız?"
İkirciksiz yanıtladı: "Hiçbir şey!"
Ülkeye hâkim Tek Adam'dı O,
Partiye yargıç devşirmemişti.
(*) Eduardo Galeano; "Ve Günler Yürümeye Başladı", çev. Süleyman Doğru, Sel Yayıncılık, 4. baskı, sayfa 79
(3 Mart 2021, YeniGün)