banner128

Toplu yaşama, bir anlaşmalar zinciri, anlaşmalarla konulmuş kurallar bütünü ve bunlara dayalı örgütlenmedir. Bunun günümüzde en gelişmiş-karmaşık olarak vücut bulmuş hali devlet, en eski ve basit hali ailedir.

Toplu yaşamak için oluşan her örgütlenme, toplu yaşama katılan bireylere bazı yükümlülükler (görevler) yükler, karşılığında bazı kolaylıklar-hizmetler-haklar sağlar.

Örgütlenme yapısı, işleyiş, örgütteki yükümlülükler ile karşılığının dengesi, örgütlenmenin niteliğini gösterir. Örgütlenmeler buna göre sınıflandırılır.

Sınıflandırmada ‘‘demokratik’’ ve ‘‘antidemokratik’’ olmak üzere iki temel ayrım vardır. Bunlar kendi içlerinde ayrıca sınıflandırılır. Sınıflandırma günümüzde ‘‘diktatörlük’’ ile ‘‘ileri demokrasi’’ arasında değişmektedir.

Devlet olarak örgütlenmelerin niteliğini, örgütlenme yapısı ve ‘‘anayasa’’ dediğimiz temel anlaşmadan çok işleyiş göstermektedir. Çünkü adı diktatörlüğün en katı biçimi ‘‘krallık’’ olan bazı devletlerde ‘‘demokrasi’’ en ileri düzeyde yaşanırken; adı ‘‘demokratik cumhuriyet’’ olan bazı devletler krallık gibi yönetilebilmektedir.

Demokratik işleyişin temel göstergeleri yönetimde şeffaflık, hukuk egemenliği, üyeler açısından hesap sorabilirlik, yönetim açısından da fırça atma hakkı değil, hesap verme yükümlülüğünün olmasıdır.

Demokrasi dersine nereden daldık?..

Üniversiteler yeni eğitim-öğretim yılı için kapılarını açmaya başladı ve çok ciddi bir eksiklik gözler önüne serildi: Barınma!..

Yeterli sayıda yurt ve yatak yok, ev kiraları almış başını gitmiş. Eskiden iki-üç öğrenci bir araya gelip ev tutuyordu. Şimdi aynı evi tutabilmek için beş altı öğrencinin bir araya gelmesi gerekiyor.

Yakınmalar artınca, konunun bir numaralı muhatabı AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan şunları söyledi:

“Biz göreve geldiğimizde üniversite öğrencilerinin aldığı burs 45 liracıktı. Ya elinize dilinize dursun ya. Şu anda ulan 650 liraya çıktık. Nereden nereye geldik. Özellikle yurt konusunda bugüne kadar hiçbir iktidarın yapmadığı yatırımları yaptık. Bizden önceki dönemlerde böyle yurtlar söz konusu değildi...”

Bir an şöyle düşündüm:

Apartmana yönetici seçiyorsunuz. Hem maaş veriyor, hem iaşe sağlıyorsunuz. Bunlar ve apartmanın diğer giderleri için aidat topluyorsunuz. Fakat işler olması gerektiği gibi yapılmıyor, eksikler var.

Bakıyorsunuz; yönetici, apartmanın eksik işleri için harcanması gereken ya da harcanabilecek olan paraları yönetim odasına önceliksiz işlere harcamış, iaşede ölçü kaçmış. Merdivenlerde korkuluk kırık, yönetici odasına jakuzi yapılmış. Koridorlar kir pas içinde, girişe mermer basamak, bahçeye süs havuzu kondurulmuş.

‘‘Sayın yönetici, bu ne iş? Bak böyle eksikler var. Korkuluk yok. Çocuklar veya başı dönen biri düşebilir. Koridorlar kir pas içinde’’ diyorsunuz; şöyle cevap veriyor:

‘‘Gözünüze dizinize dursun! Size iyilik yaramıyor. Bahçeye havuz yaptırdım…’’

‘‘İyi de yönetim odasına jakuzi koydurana kadar korkuluklar yapılsaydı. Mermer basamak ve havuz yerine korkuluklar onarılsaydı’’ diyorsunuz.

‘‘Oda benim değil, apartmanın. Mermer ve havuz binanın itibarını artırdı’’ karşılığını veriyor…

Çoktandır bir kesimin dillerine doladığı iki laf var; ‘‘Yeni Türkiye’’ ve ‘‘Türkiye eski Türkiye değil!’’

Onlar bu olsa gerek!..

Verilene şükret, verdiğin vergileri sorma, hakkın olanı istersen fırçaya hazır ol!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.