banner128

Yaşam ilginçliklerle dolu. Her gün bir başka sürpriz. Süleyman Yağız’ın  ‘Büyük bir dil ustası: Kerim Evren’ başlıklı son yazısı bizi aldı yıllar yıllar öncesine götürdü. Ve meslektaş Sevginar Sali ile yaptığım röportaj da karşılaştığım sürprizler.

..

İstanbul Üniversitesi'nde gazetecilik okurken, okulumuz yazları staja gönderirdi. 1980 Temmuz'unda Anadolu Ajansı'nda bir ay staj yaptım. Müdürüm Kerim Evren'di. Yıllar sonra sosyal medya da arkadaş olduk. Ben staj yaparken Kemal Türkler ve aynı sınıfta okuduğum arkadaşım Recai Ünal'ın ölüm haberleri aynı sabah geldi. Recai Ünal haberi ile Kerim bey ilgileniyordu. Telefonda konuşurken, " Recai'nin adı' geçti.  Hayırsız kelimeler duyuyordum. Duyar duymaz kalkıp yanına gitmiştim.

'-Ne olmuş' Recai'ye diye sormuştum!

- 'Cami avlusunda cesedi bulunmuş' gibi bir cümleyle almıştım yanıtı.

...

Yıkılmıştım. Masada boğuluyor gibi oluyordum.  Gittim kendisinden izin istemiştim o gün için.

'Tamam' demişti. Babıali'de sokağa adım atar atmaz diğer gazetelerde staj yapan sınıf arkadaşlarım; Hüseyin Güler, Tuncer Özkan ve rahmetli Hürriyet Demircan ile karşılaşmıştım. Recai haberini alan kendini sokağa atmış.. Staj sonunda belgemi imzalarken, 'Bizimle iletişimi koparma. Burada iş olanağı olursa haberin olur' demişti.

...

Bu günlerde bir süredir yazılarını gıptayla okuduğum bir yazar-meslektaş. Her yazısında bir şeyler öğreniyorum.

- "Eski gazeteciler ne kadar dolu imiş" diye düşünüyorum. Dil konusundaki zayıflığımı düşünüyorum.  (Bu yazıda kimbilir Kerim Bey ne yanlışlıklar bulacaktır diye de endişe etmiyor değilim. )

Süleyman bey,  yazıyı hak eden Kerim bey'i yazmış...Staj yaparken genç bir öğrenciydim .Öğrenciyken karşılaşmıştık ama yıllar sonra yazılarıyla Kerim bey'i tanımış olduk. Bugün o Kerim Evren ile ilgili bir yazıyı haber portalımda yayınlıyorum. Nereden nereye? Canlanan anılar ve tarifsiz duygular..

Kerim Bey'e çok selam olsun. Sağlıklı günleri olsun. Süleyman abi ye de hak eden bir ismi yazdığı için teşekkürler..

...

Ve yine bir meslektaş.

Yaklaşık 20 yıldır aynı bölgede aynı sektörde çalışıyoruz. Tanışıyoruz. Konuşuyoruz. Silivri’de ilçenin tek günlük gazetesini yıllardır başarıyla çıkarıyor. Pandemi sürecinde bir çok iş yerinde işler aksarken, O işini aksatmadan yürütüyor.  Günlük yazılar yazıyor, haberler yazıyor, röportajlar yapıyor. Gün geliyor alıyor fotoğraf makinasını haber peşine koşuyor. Belki gazete gitmeyen yere gazetesini götürüyor. Tepeden –tırnağa basın emekçisi. 8 Mart Dünya Kadınlar günü vesilesi ile bir söyleşi yapmak istedim kendisiyle. Konuştuk.

Şunu düşündüm söyleşi sonunda. Bizler sözde tanışıyoruz. Bizler birbirimize yabancıyız. Hepimizin o kadar önemli hayat hikayeleri var ki? Hepimiz hayatta kimbilir kaç kez göçüyoruz!  Sevginar, Bulgaristan’da gençliğe merhaba deyip, Türkiye’ye göç edenlerden.  Bulgaristan’da secilmiş öğrenci olarak Türkiye’ye gönderilip üniversite eğitimi aldırılıyor. Ve bir gece Bulgaristan’da;  Sevginar ismi değiştirip bir başka isim verilen Türklerden biri. Ne isim mi verilmiş?..

Ve ilginç! Babası da hiç beklediğim bir partinin ilçe başkanı imiş.. Biraz şaşırmadım dersem yanlış olur..Bunları da röportaj yayınlanınca okursunuz..

İyi hafta sonları olsun! Sağlıklı günler efendim.

(Kerim bey, Sevgili müdürüm.. Çok yanlış yapmamışım umarım. )

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.