banner128

Temizlik, yemek yapmak, kitap okuma üçgeninde geçen ve arada kendini hatırlatan bir baş ağrısının eşlik ettiği haftadan merhaba sevgili “Dünlük”…

Bu hafta mecburi rutinimden ve ülkedeki gergin gündemden kaçmak için kitaplara sığındım. Stefan Zweig’ın “İnsanlığın Yıldızının Yükseldiği Anlar” kitabını okudum. İtiraf ediyorum Zweig ile çok geç tanıştım. Ama tanışınca sadeliğini, mütevazı dilini öyle çok sevdim ki İş Bankası yayınlarından çıkan novellalarının neredeyse tamamını okudum. Diğerleri de kütüphanede okunma sırasını bekliyor.

*

İnsanlığın Yıldızının Yükseldiği Anlar’da Zweig, tarihe yön veren, sıradan olayları kesintiye uğratan olağanüstü ve unutulmaz anları anlatıyor. Tarih derslerinde gördüğümüz ve birkaç cümleyle geçen o “anların” nasıl tarihi değiştirdiğini, öyle sade, öyle içe dokunan şekilde anlatmış ki, keşke tarih kitapları hep böyle yazılsa diyerek okudum.

*

Pasifik Okyanusu’nun Keşfi ile açılıyor kitap. Büyük Okyanus’u gören ilk insan İspanyol Vasco Nunez de Balboa’nın hikayesi var. Öyle güzel tasvir etmiş ki Balboa’nın geçtiği yolları, adeta gözümle görmüş gibi hissettim okurken.

*

Kitaptaki ikinci hikaye Fatih Sultan Mehmet’in “Bizans’ın Fethi”… Fetihin kaderini etkileyen topları döken Macar Urbas ya da Orbas, bizim tarih kitaplarında da okutulan bir isim. Burada tarihi karşı tarafın gözüyle görüyoruz. Onlara göre Urbas, para ve şan hırsı için dinine ve ülkesine ihanet etmese, belki de İstanbul o zaman fethedilmeyecekti.

Bir de Hrıstiyanların belki önemsemediği için kapatmadığı, belki de bazı tarihçilere gören kaçan Bizanslıların açık bıraktığı Kerkoporta’nın hikayesi çok ilgimi çekti. Kapıyı açık görünce önce tuzak sanan, sonra tehlikeyi göze alıp giren Türkleri gören birkaç kişi “Kent düştü” diye bağırınca, savaşmak yerine korkup kaçanlar sayesinde gerçekten de kent düşerken “küçücük bir hatanın” tarihi nasıl değiştirdiğini görüyor insan.

*

Bütün hikayeleri sevdim ama “Georg Friedrich Haendel’in Dirilişi” sanırım beni en etkileyenlerden biri oldu. Önce felç geçirir Haendel… Herkes hatta kendisi bile ondan ümidini kesmişken adeta yeniden döner. Felci yener. Bestelerini yapmaya başlar. Ancak bir türlü istediği gibi gitmez işler. Tekrar kendinden ümidini kesmişken daha önceki iki eserinin librettolarını yazmış Charles Jennens’ten gelen bir mektup önce onu ümitsizliğe götürür.

“The Mesisiah” (Mesih) oratoryosu için bir librettodur bu mektup… Jennens’in kendisini aşağılamak için gönderdiğini düşünürken ilk cümleyle sarsılır: “Teselli bul”. Ondan sonraki her cümleyi, Tanrı’nın kendisine gönderdiği bir mesaj olarak görür ve notalar da kendiliğinden dökülmeye başlar. Günlerce uykusuz ve aç bir şekilde eserini bitirdiğinde öyle bir uyur ki, bir daha uyanamayacağından korkmaya başlar çevresindekiler. Ama o uyanır. Hem de bir iksir içmişcesine canlı hissederek.

Bu yapıtının gelirini istemez Haendel… Daima hastalara ve mahkumlara gitmesi için gereken düzenlemeleri yapar. Son yıllarında artık gözleri görmez olsa da “Onu kendi içindeki uçurumdan kurtarıp ruhsal özgürlüğüne kavuşturan Mesih”in yeri ayrıdır. Ölürken de ruhu artık huzurludur. Bu bölümü bitirir bitirmez “Mesih”i dinledim internetten. Ve onu yazarkenki ruh halini hissettim sanki…

*

Kitapta, Waterloo’da yazgıyı değiştiren an, Dostoyevski’nin idamdan dönüşü, Lenin’in devrimi başlatmak için çıktığı yolculuk, Cicero’nun bile bile ölüme giden kararlılığı (ya da kararsızlığı), inkılap tarihi derslerinde öğretilen Wilson ilkelerinin aslında ne şartlarda çıktığı, okyanusu aşan ilk sözcüğün yıllar süren yolculuğu gibi birbirinden güzel hikayeler var.

Bence her okulda okutulmalı. Farklı bir gözden sade bir anlatımla “tarihin farklı yönünü” görmeli çocuklar. Ve yıllar sonra belki kendi “yıldızlarının yükseldiği anlar” için ilham bulmalı…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.