banner128

31 Ekim 1961 tarihinde Almanya ile Türkiye arasında imzalanan anlaşmayla Anadolu’dan batıya işgücü göçünün hikayesi başlıyor.

2021 yılı göçün 60. Yılı.

1961’de Sirkeci’den Almanya’ya yola çıkan tren,  umudu, hayalleri büyütürken; bilinmeyeni, hasreti de beraberinde getirir..

Bu süreci nerdeyse her anını yaşamış bir isim.. Hıdır Karademir.

1969 yılında daha 15 yaşındayken; Malatya -Hekimhan –Uğurcuk Köyü’nden bir çocuk ne yapar yapar, Almanya’nın yolunu tutar.. Ve tüm bu süreci yaşar. Almanya’da uzun yıllar SPD’de siyaset yapan, bu partiden 2009 yılında seçilebilecek bir yerden Avrupa Parlamentosu’na aday gösterilen Hıdır Karademir, Türkiye’den Almanya’ya göçenlerin özellikle Almanya siyasetinde hangi süreçlerden geçtiğini, hangi zorluklarla karşılaştığını, hangi isimlerin ön plana çıktığını  “Göçün 60. Yılında Almanya siyasetinde Türkiye kökenli siyasetçiler” başlığıyla özet olarak kaleme aldı.

İlgiyle okuyacağınız bir yazı dizisi olacağını düşünüyoruz.

Hıdır Karademir’in ilk yazısı.  

.............

Göçün 60. Yılında Almanya siyasetinde Türkiye kökenli siyasetçiler(1)

Türkiye’den Almanya ya 1961 başlayan göçün altmışıncı yılına girerken göçmenlerin bu ülkede politik alanda elde ettikleri başarılar.

Altmışlı, yetmişli yıllarda konuk işçi olarak Almanya‘ya gelen insanların büyük bir kısmı kırsal kesimden Almanya’ya gelen muhafazakar ve dindar insanlardı. Bu insanlar kısa süre burada kalıp tekrar Türkiye‘ye dönmeyi düşünüyorlardı. Ondan dolayı da kültürlerine ve  inançlarına sıkı sıkıya bağlılardı. Zaten göç sosyolojisinde de bu böyle. Bir ülkeden başka bir ülkeye göç eden insanlar, yabancı bir ortamda var olabilmek için getirdikleri; örf, anane ve geleneklerine sıkı sıkaya bağlı kalma eğilimi gösterirler. Bir taraftan kırsal kesimden (kapalı toplum)  aldıkları muhafazakar eğitim, diğer taraftan dünyaya açık liberal ve modern toplum. Her iki toplumda göç nedeniyle istenmeden bir kültür çatışması yaşıyordu. Kültür çatışması sadece yerliler ile yabancılar ve müslümanlar ile hristiyanlar arasında yaşanmıyordu. Anadolu‘dan gelen insanlar aile ve toplumda genel kabul gören belli rollere alışkınlardı. Kadın ev, erkek dışarı işlerine, kızlar evde annelerine, erkekler dışarıda, bağda, bahçede, tarlada babalarına yardımcı olurlardı. Sosyal danışman olarak çalışmak bana Türkiye‘den gelen insanları yakından tanıma olanağı verdi. Türkiye‘den gelenler  kesinlikle homojen bir toplum değildi. Dilleri, inançları ve toplumsal değerleri geldikleri yörelere göre önemli farklılıklar gösteriyordu. Egeli, İç Anadolulu, doğulu, batılı,  bir bütünlük göstermiyordu. Karadenizliler de bile bir çok toplumsal değerler, gelenekler bir biri ile uyuşmuyordu. Bölgesel farklılıkların yanısıra, gelenlerin daha önce iç göç nedeniyle  büyük şehir yaşam deneyimi edinmiş olmaları da bir ayrışım yaratıyordu. Ancak bunların ayrılmaz bir ortak noktaları vardı. Oda Türkiyeli olmak.

Bu genel girişten sonra göçmenlerin Almanya'da siyasal alanda  elde ettikleri başarılara bir göz atalım. 1973 petrol krizinden  sonra ağırlıklı olarak aile bireyleri Almanya'ya yoğun olarak gelmeye başladı. Bunun ekonomik nedenlerden başka  çeşitli nedenleri vardı bunlara değinmeyeceğim.

Bu durum konuk işçi olarak Almanya ya gelenlerin burada kalıcı olacaklarının ilk göstergesiydi. İnsanlar bir yerde yerleşik duruma geldilermiydi, ihtiyaçları da oranın koşullarına göre şekillenir. Toplumun hangi siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel  koşullarda nasıl yaşayacağına dair kararlar siyasi partilerin oluşturduğu  meclislerde verilir. Almanya Federal idari yapıya sahiptir. Belediye, İl Genel Meclisi ve Federal Meclisin  yanı sıra onaltı Eyalet Meclisi vardır.  Bindokuzyüz doksanlı yıllara kadar göçmenler arasında  Almanya vatandaşlığına sahip göçmen kökenli insanlar oldukça azdı.

Avrupa Birliği (AB )Üyesi ülkelerin vatandaşları hariç diğer yabancıların seçme ve seçilme hakları yok. AB üyesi Ülke vatandaşlarının yerel ve Avrupa parlamentosu seçimlerinde seçme ve seçilme hakları var. Eyalet ve  Federal parlamento seçimleri için onlardan da vatandaş olanlar katılabiliyorve oy kullanabiliyor.

Almanya'da yerleşik duruma gelmiş göçmenler arasında en örgütlü toplum Türkiye kökenli  insanlardı. Bu örgütlülüğün siyasete yansıması kaçınılmazdı. Burada yaşayan insanları yaşam koşulları Türkiye’den geldiklerinden daha iyi olması nedeni ile Almanya’yı hangi partinin yönettiğini merak ederlerdi. Altmışlı yılların sonunda Almanya’yı Almanya Sosyal Demokrat Partisi (SPD) yönetiyordu. Bundan ötürü Türkiye kökenli göçmenlerin büyük bir çoğunluğu Almanya sosyal demokratlara sempati duyar  ve desteklerdi. Öyleki Türkiye’de Milliyetçı ve muhafazakar partileri destekleyenler dahi sosyal demokrat parti ve seksenli yıllarda kurulan Yeşiller Partisi'ne oy verirlerdi. Şimdilerde bu durum değişti. Her demokrat partiye oy verildiği gibi  maalesef  ırkçı partilere bile  oy verenler  var.

Türkiye'deki 1980 darbesi sonrası Almanya'da yaşayan Türkiye kökenli insanların politik çalışmalarını Almanya’da sürüdürmeye karar verdiler. Dolaysıyla doksanli yıllarda Partilerde üye olanlar Parlamentolara girmek için çalışmalarını yoğunlaştırdılar.

Almanya'da ilk Prof.Dr. Hakkı Keskin 1993 yılında SPD den Hamburg Eyalet Parlamentosuna seçildi . Bu bir ilkti ve devamı gelecekti.

1980li yılların sonunda ve 90 lı yılların başında Almanya’da SPD de Hakkı Keskin’in yanı sıra Yeşiller Partisi’nden Cem Özdemir ve Ozan Ceyhun isimleri öne çıkıyordu.

Cem Özdemir 1994 yılında federal Meclise seçilen ilk Türkiye kökenli Milletvekili oldu. Cem Özdemir Almanya’da en başarılı politikacılan başında gelir .  On yıl süre ile Yeşiller Partisi’nin Genel Başkanlığını yaptı.

Ozan Ceyhun 1998 yılında Avrupa Parmentosuna Yeşiller Partisinden girdi ve ikibin yılında partisinden ayrılark Sosyal Demokrat Partiye geldi ve burada 2004 yılına kadar Avrupa Parlamentosu üyesi olarak kaldı.

Başka eyaletlerde kimlerin 2000 yılına kadar Eyalet meclisine girdiğini tam takip edemedim. Ancak Yaşadığım eyalette 2000 den önce kimse  Eyalet ve Federal Parlamentoya girememişti.

1997 yılında Hessen Eyaletinde yapılan Yerel seçimlerde içlerinde benim ve Turgut Yüksel gibi tanınmış politikacılanda  bulunduğu bir çok kimse yerel Parlamentolara girmişlerdi. (Yazının devamı gelecek.)

Hıdır Karademir Rödermark Ocak 2021

........

-Hıdır Karademir kimdir?

Hıdır Karademir, çok zor koşullarda Türkiye’nin en ücra köşelerinden birinde yaşayan, okuma yazma bilmeyen yoksul bir ailenin çocuğu olarak, Malatya/ Hekimhan’ın Uğurcuk köyünde  1954 yılında  dünyaya  geldi. Çocukluğundan gençliğe uzanan körpe yıllarının bir kısmını, buralarda yaşamış. 10 yaşında kasabayı, 14 yaşında ise, biraz büyük şehir olan Malatya’yı tanımış. Buna rağmen ağustos 1969 yılında orta okulu bitirdikten sonra 15 yaşında yalnız başına Almanya’ ya gelmeye cesaret etmiş. 15 yaşında, tam da ergenlik çağında bir gencin yolunu kaybedip, bir bataklığa saplanması için her koşul varken, kendisini bu tehlikelerden korumasini bilmiştir Hıdır Karademir. Geldiği ülkede kendisini her konuda geliştirmiş. Almanya’ya geldiğinde formal bir diploması olmamasına rağmen, ülkenin kendisine sunduğu tüm olanakları sonuna dek değerledirerek akademik bir eğitim almış, bir mücadele insanıdır O. Mesleki alanda topluma çok yararlı hizmetler sunduğuna inanmış ve yaşamın temel gereklerinden biri olarak hep çalışmayı, mücadeleyi ve üretmeyi içselleştirmiştir bir insan.

Politik alanda Avrupanın en yaşlı ve büyük partilerinden biri olan Alman Sosyal Demokrat Parti’de 20 yıl İl Genel Meclisi üyeliği, 25 yıl Belediye Meclisi üyeliği, 20 yıl İl Yönetim Kurulu üyeliği, 10 yıl İlçe Başkanlığı, 6 yıl Hessen Eyaleti SPD Yönetim Kurulu, 6 yıl Almanya genelinde görev yapan Danışma Kurulu üyeliği gibi bir dizi önemli görevlerde bulunmuş. 2009 yılında seçilebilecek bir yerden Avrupa Parlamentosu’na aday gösterilmiş. Şu an emeklilik yıllarının keyfini çıkartarak yaşamını  sürdürüyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.