banner128

Bu yaşadığımız ve yaşayacağımız hayat yolunda istemli,istemsiz anılar oluşuyor,

birikiyor delik ve dipsiz ruh kumbaramızda.

Biyo quantum yahut quantum fiziğiyle bile açıklanması oldukça güç anılar olabilir mi ? Yaşadıklarımız da, geçmişimiz de eğer varsa bilinç altımızı adeta cebren işgal etmiş o travmatik ve kaotik anıları, yaşananları hangi hekim veya şifacı deva bulabilir ki?

Gecenin bilmem kaçıydı? İnleyen ve inleten hatta ağlatan bir kaval sesi geliyordu açık bıraktığım penceremden. Kontrolsüzce ağladığımı, inlediğimin farkına vardım. Peki neden? Oysa kendimi bu Dünyanın en güçlü insanı sanan hoyrat ve hayalperest bir gençtim. O inleyen ve inleten kaval sesi koyunların boynundaki çalan çan sesi ve melemelerle gittikçe uzaklaşıp işitilmez oldu. Ama halen gözlerim ıslaktı. Nedensiz ve niçinsiz bir edayla. Halen anlamış değilim. O an bana şiir yazma ilhamı vermişti. Yazmıştım da.

  BEKLEMEKLE GEÇTİ BU ÖMÜR                 

Seni bekledim tan ağarıncaya dek

Sen bu gün de pınara gelmedin

Elinde su testinle gelmedin

Sana topladığım kır çiçekleri

Soldular, sarardılar oysa…

Belki de hiç gelmeyeceksin bir daha

Gelseydin… ah..gelseydin ve bir an -

Görseydim o seyrine doyamadığım

Yüzünü, endamını, gülüşünü..

06-Haziran -1973 Mehmet Ekmen-Kırıkhan/Hatay

Kütüphanem de “The end of an old song ‘’ Eski bir şarkının sonu ‘’ Ad’lı ingilizce bir romanı uzun yıllar önce okumuştum. Tekrar karıştırırken içinden bir siyah-beyaz fotoğraf ve kurumuş bir karanfil düştü yere.O resim alıp götürdü beni eski ama eskimeyen yıllara. Çok renkli geçen yaşam hikayeme esintiler adını verdim. Hani meşhur bir söz var denir ki : Dalından düşen yaprağın kaderini rüzgar belirler. O resim çocukluk arkadaşım olan bir genç kızın siyah-beyaz bir fotoğrafıydı. Arkasında kurşun kalemle ;……….çok kalbi ve içten bir cümle yazılıydı üstelik kurşun kalem ve çirkin bir yazıyla ama çok kalbi ve içten yazılan, derin iz’ler bırakan sözcüklerden oluşuyordu.

Şimdi aradan geçen uzun yıllardan sonra anlıyorum ki hiç bir yaprak dalından savrulup rüzgarlara, fırtınalara kapılmak için yeşermez .Ama gelin görün ki yaprağın hazin sonu beklediğince olmasa da , maalesef sararıp soluyor. Yerlere düşürüyor, kim bilir belki de düşürülüyor. Şimdi hayatta olmayan o çocukluk veya gençlik yıllarımdaki arkadaşla oturup yaşananları olsun yaşanamayanları konuşmayı ne çok isterdim.. Peki istemekle oluyor mu, olabiliyor mu ?

Benim gibi duygusal olanların mutlaka bir anılar mezarlığı vardır diye tahmin ediyorum. Neren mi biliyorum ? En azından duygu zengini olanların yaşadıkları yahut yaşayamadıkları an’lar vardır derin iz’ler bırakan hatta şiir’leşen anılar.

Bu yıldızların altında ve mis kokan toprağın üstünde yaşadığımı, yaşamak isteyip de yaşayamadığımız onca çok anılar, istekler var ki.. Ne yazılabilir ne de gerek var yazmaya. Yaşandılar o anılar yahut derin iz’ler bırakarak travmatik, kaotik birer anı olarak bilinç altımız da kaldılar.Bu tür esintilerin ne ilacı var ne de şifası diyorum kendimce…

        BİR YILDIZ OLMAK

Beraber gidemezsek o anılara

O hayal ettiğimiz ve asla gerçekleşmeyen

                                      hayallere

Senden önce ben gidersem çok uzaklara

Hiç olmazsa bir yıldız olmayı isterdim

Seni her zaman gören ve düşünen

Sen çok güzelsin ve hep özlenensin

15-Şubat-2021-Mehmet Ekmen-İstanbul-

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.