banner128

SARAYBOSNA'DA MANEVİYATIN DERİN İZLERİ, SARI SALTUK VE BLAGAY TEKKESİ

Durum: Dizi yazı (3)

Hazırlayan: Tuğba AKTA

*

Başkent Saraybosna’nın Milijacka’sı, Bosna’nın incisi Mostar’ın Neretva’sı, vezirler şehri Travnik’in Lasva’sı, Blagay Tekkesi’nin Buna Nehri derken Bosna Hersek birbirinden güzel su kaynaklarının pınarı. İşte böyle olunca her köşe başında birbirinden güzel, birbirinden temiz çeşmelerle karşılaşmak mümkün. Bu durum benim çok dikkatimi çekti. Yüzlerce yıl önce atalarımız tarafından yapılan bu çeşmelerden tertemiz içme suyu akıyor. Çeşmelerin estetik güzelliğine mi hayran kalsam Avrupa’nın ortasında susadığımı hissettim anda imdadıma yetişen bir çeşme görebildiğime mi şaşırsam bilemedim. Türkiye’den getirdiğim su şişemi tüm gezim boyunca Bosna’nın çeşmelerinden doldurarak kana kana su içtim. Yani uzun lafın kısası Bosna Hersek’e gittiğinizde susuz kalmayacağınızın teminatını verebilirim. Belkide şimdiye kadar içtiğiniz en lezzetli suyu içeceksiniz orada, kim bilir?

 

               (Başçarşı Sebili, Saraybosna)                                                           (Alaca Camii, Travnik)

   

Bosna’da manevi ayak izleri

Bosna’nın  yakın ve uzak geçmişi bir arada düşünüldüğünde insanı manevi doygunluğa ulaştıran bir yanı var. Çünkü Bosna’da yaşam ve ölüm birbirinden uzakta değil bir arada, yanyana. Mezarlıklar ve şehitlikler,  şehirlerin içinde evlerin yanı başında. Bunları görünce sizde sorguluyorsunuz hayatı ister istemez.  İşte bu noktada Bosna’yı  çok özel kılan bir nokta daha var. Buna Nehri’nin kaynağında, dağların yeşilliği arasında kayaların üzerine konan beyaz bir güvercin gibi duran Blagay Tekkesi. Tekke sizi “Biz canlı her şeyi sudan yarattık.” ayeti ile karşılıyor. Usul usul bize Bosna’nın felsefesini anlatırcasına.

Bu tekkenin en önemli misafiri ise Romanya’dan Mokedonya’ya, Bulgaristan’dan Anadolu’ya, Anadolu’da İznik’ten Kütahya’ya, Babaeski’ye kadar pek çok noktada 12 tane makam mezarı bulunan Bektaşi Tekkesi  velilerinden Sarı Saltuk..  Dünyada böylesi önemli bir şöhrete sahip olmuş ender sufilerden birisi. Osmanlı İmparatorluğu bu topraklara gelmeden yaklaşık 200 yıl evvel  Balkanlar’a gelen ilk alperenlerden olan Sarı Saltuk Rumeli’de manevi bir fetih gerçekleştirmiş ve bu toprakları islam ile tanıştırmıştır. Böylece askeri fetihler daha da kolaylaşmıştır. Sarı Saltuk kültürünün merkezi  Romanya’da bulunan Babadağ mevkiidir. Ancak en meşhur makam mezarı Blagay Tekkesi’nde bulunmaktadır. Türbeye girdiğiniz zaman kendinizi manevi olarak hiç yabancı hissetmediğiniz bir atmosferde buluyorsunuz.  Karşılaştığınız bu tabiat güzelliği ruhani hislerinizle harmanlanıp daha önce tatmadığınız bir huzura dönüşüyor.  Böylesi güzellikleri bir görmek var bir de bakmak.  Ancak “hisseden” olabilmek her şeyden önemli sanırım.

              

(Buna Nehri’nin maviliğine ve yeşilliğine açılan Sarı Saltuk Tekkesi, Blagaj)

Balkanlar’da yaygın olarak Bektaşi Tekkeleri kurulmuştur.  Burası da Bektaşi Tekkesi olarak görülmektedir.  Sarı Saltuk,  Hacı Bektaş-i  Veli’nin öğrencisidir ve bir rivayete göre ondan icazet almış Anadolu’yu ve Rumeli’yi  karış karış gezerek islamı yaymaya çalışmıştır. Bu sebebledir ki muhtelif pek çok yerde makam mezarı bulunmakta, gerçek mezarının ise nerede olduğu bilinmemektedir.

Şehrin uzak ve ıssız bir köşesine kondurulan bu tekkenin dervişlerin, sufilerin, velilerin kainatın tüm güzelliğini kendi gözleriyle görerek tefekkür edebileceği yegane lokasyonlardan birisi olduğunu söylemek sanırım yanlış olmaz. Tekkenin bulunduğu yer öyle güzel ki Evliya Çelebi’nin Seyehatnamesi’ne bile konu olmuş. Yaklaşık 550 yıldır beşeri susuzluk Buna Nehri ile manevi susuzluk ise tekke ile gidirilmektedir.

(Blagaj Tekkesi)

Gözümüzün gönlümüzün alışık olmadığı türden bir yerde bu tekke.  Buna Nehri’nin bir mağaradan çıkan kaynağının dibinde, adeta dayamış sırtını kayalara. Tekkeye giriş ücretli, kişi başı 12 KM (Bosna Hersek Markı) yani yaklaşık olarak 6 Euro. Turistik açıdan yabancı ülkelerden fazlasıyla ilgi görmekte bu yüzden  biraz kalabalık olduğunu söyleyebilirim. Birbirinden farklı kültürden  turist görmek mümkün. Tekkeden çıktıktan sonra  Restoran Hladovina’da Buna Nehri’nde yetişen lezzetli Buna balıklarını yiyebilirsiniz.

İşte Bosna’daki bu güzel mabetler  sadece ayakta kalabilenler.  Savaş sırasında cami, türbe, medrese, tekke gibi ibadethanelerinin  %80’i yok edilmiş durumda. Buna rağmen ziyaret ettiğim Saraybosna, Travnik, Mostar gibi kentlerin pek çok noktasında atalarımızdan bizlere miras kalan camiler, türbeler ve medreseler bulunmakta.  Avrupa’nın ortasında kendi topraklarımızdan kopmamış olma hissi tanıdığımız, kendi kültürümüzle bağdaştırdığımız eserleri görmekle ilgili olabilir. Samimiyetle hissedilen manevi doygunluğun sebebi de bu olsa gerek.

( Alaca Camii, Travnik)

Üç yazıda tarihte önemli bir rol oynayan Saraybosna'ya yaptığımız gezi ile ilgili izlenimlerimizi paylaştık. Umarım bilgi dağarcağınıza bir nebze katkımız olmuştur. 

Benim için çok değerli olan bu seyahat  boyunca benden maddi manevi desteklerini esirmeyen Çapkın Ailesi’ne sonsuz teşekkürler.  Çok kıymetlisiniz..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.