banner128

Afganistan'nda neler olacak?


Tüm dünya Taliban yönetiminin 20 yıl sonra yeniden yönetimi ele geçirdiği Afganistan’da yaşananlara odaklanmış durumda. Geçtiğimiz günlerde Kabil’i alarak ülkenin yönetimini üstlendiğini duyuran Taliban yönetimiyle Afganistan’ı nasıl bir gelecek bekliyor? Afganistan’da yaşanan değişim bölge ülkeleri ve dünya dengelerini nasıl değiştirecek? Altınbaş Üniversitesi Öğr. Üyesi Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Bahadır Kaynak, Taliban’ın iktidara geldiği Afganistan’da bundan sonraki süreci Türkiye, ABD ve yakın coğrafyayı paylaşan ülkeler açısından değerlendirdi.  

“Pakistan, Sovyet işgalinden beri Afganistan’a müdahil durumda”
Afganistan’ın çok sayıda etnik grup ve farklı mezheplerin bir arada bulunduğu, ortak bir ulus bilinci yaratılmasında sorunlar yaşayan bir ülke olduğunu belirten Dr. Bahadır Kaynak, bugün iktidarı ele geçiren Taliban’ın, ülkede nüfusun çoğunluğunu temsil eden Peştunların siyasi örgütü olarak görüldüğünü söyledi. Pakistan'da da önemli sayıda Peştun bulunduğunu ve bu örgütün İslamabad tarafından da desteklendiğini ifade eden Dr. Kaynak, “Pakistan, Sovyet işgali yıllarından beri gizli servisi ve askeri birimleriyle Afganistan'ın içişlerine hayli müdahil durumda. ABD'nin Taliban'ı iktidardan uzaklaştırdığı dönemde bile Pakistan bütün baskılara rağmen bu örgütü desteklemekten vazgeçmedi. Zaten nüfusun %40’ını aşkın bir kısmını oluşturan bir etnik grubu temsil eden bir yapının bu şekilde ortadan kaldırılması da mümkün olamazdı” dedi.
Afgan topraklarının Pakistan ile Hindistan arasındaki mücadelenin yansıdığı alanlardan biri olduğuna dikkat çeken Dr. Bahadır Kaynak, “Taliban üzerinden Afganistan'da büyük etkinlik sağlayan Pakistan'dan rahatsız olan Delhi yönetimi, muhalif gruplarla temas halinde bu etkiyi dengelemeye çalışıyor. Ayrıca kendi ülkesinde önemli bir Müslüman nüfus barındıran Hindistan, doğal olarak Afganistan kökenli cihatçı grupları takip etme zorunluluğu duyuyor” ifadelerini kullandı.

“Önemli aktörlerden biri de Çin”
Afganistan’ın parçalı etnik yapısı ve güçlü bir merkezi devletin kurulamamasının ülkeyi çevresindeki büyük ülkelerin oyun alanı haline getirdiğini söyleyen Dr. Kaynak, şunları söyledi: “ABD'nin ve beraberinde NATO'nun yirmi yıl süren işgali bu coğrafyaya Batı'nın da ilgisini açıklıyor. Rusya ise belki de Soğuk Savaşın sonunu getirecek bir hata yaparak ülkeyi yetmişlerin sonundan itibaren on yıl boyunca işgal etmişti. Ondokuzuncu yüzyılda İngiltere ve Rusya arasındaki Büyük Oyun'un önemli parçalarından biri Afganistan'dı ve ülkenin iki defa İngiliz işgaline uğramasının yolu açılmıştı. Bir diğer komşu ülke İran, bilhassa Şii gruplar üzerinden etki yaratmak istiyor ve onlar da oyunun bir parçası. Ama günümüz için en önemli aktörlerden biri sadece Asya'nın değil, dünyanın yükselen gücü Çin. Orta Asya'ya doğru etki alanını genişleten Pekin'in finansal ve siyasi gücü, bölgede dengeleri değiştirme potansiyeline sahip. Çin'in siyasal İslam'ın kendisine karşı bir silah olarak kullanılmaması ve doğu-batı aksında önünün kesilmemesi için Afganistan'ın geleceğini dikkatle takip ettiğini söyleyebiliriz.”

“Biden’ın beyanatları Putin’e bir davet”
Orta Asya’nın Çin ve Rusya'nın rekabet alanı olduğunun unutulmaması gerektiğine dikkat çeken Dr. Bahadır Kaynak, “Rusya demografik olarak ve ekonomik kapasitesiyle güçlü ama durağan bir ülke. Çin ise potansiyelini daha tam olarak hareket geçirememiş, etki alanını genişletmekte olan bir güç. Dolayısıyla her iki ülkenin ABD ile rekabet halinde olması Orta Asya'da aynı çizgiyi takip edecekleri anlamına gelmiyor” dedi. ABD'nin ülkedeki askeri varlığını çekmesinin hem yerel hem de bölgesel aktörlerle işbirliği arayacağı şeklinde yorumlanabileceğini belirten Dr. Kaynak, “Bu durumda Washington için en makul olan, Pekin ve Moskova'yı birbirine yakınlaştırmak yerine bu aktörlerden birisiyle yakınlaşmak olmalıdır. Biden'ın NATO zirvesi sonrasındaki beyanatları Putin'e bu yönde bir davet olarak okunabilir” dedi.

“Türkiye’nin Kabil Havalimanı politikasını rafa kaldıracağını öngörebiliriz” 
Türkiye’nin Kabil Havalimanı'nı koruma misyonunun, ABD ile bozulan ilişkileri tamir edebilmek adına değerlendirdiği bir jest olarak görüldüğünü ifade eden Dr. Bahadır Kaynak, “Bunun yapılabilmesi için müttefik ülkelerle finansal ve lojistik konuların çözümü kadar ülkede iktidarını kuran Taliban'la da bir siyasi uzlaşmayı gerektiriyor. Taliban yönetiminin buna şu ana kadar yeşil ışık yakmaması, dahası Afgan hükümetinin ABD'nin çekilmesiyle eş zamanlı çözülmesi bu misyonun gerçekleşme ihtimalini giderek düşürüyor. Taliban yönetiminden güçlü garantiler alınmazsa Türkiye'nin Kabil havalimanına ilişkin değerlendirmelerini rafa kaldıracağını öngörebiliriz” şeklinde konuştu.

“Esneme payları çok yüksek değil”
Taliban yönetiminin İslam'ın çok uç bir yorumuyla özellikle kadınlara yönelik ayrımcı bir tutum sergilediğini tüm dünyanın gördüğünü belirten Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Bahadır Kaynak, “İnsan hakları konusundaki hoyratlıkları, söz konusu kadınlar olunca bir kat daha artıyor. Bunun dünya kamuoyundaki algısının çok olumsuz olduğunu söylemek malumun ilamı. İktidarı tekrar ele geçirirken bu ilk günlerinde nispeten ılımlı mesajlar verseler bile dünya görüşleri doğrultusunda esneme payları çok yüksek değil. Önümüzdeki yıllarda, Afgan halkının bu zorlu siyasi koşullarda yaşam mücadelesine tanık olacağız gibi görünüyor.” ifadelerini kullandı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.