banner128

Yaz geldi, Bodrum piyasasının faturaları gözümüze sokulmaya başlandı.

Bodrum’u Halikarnas Balıkçısı'nın  (Cevat Şakir Kabaağaçlı) sürgün öykülerinden, Azra Erhat'ın, Sabahattin Eyüboğlu'nun Mavi Yolculuk anılarından öğrenmiştim. Gazetecilikte de yaz magaziniyle yeni yüzünü tanıdım.

Bodrumun yeni yüzü, bir piyasa yeri olması. Hani Orhan Veli'nin "Piyasa Vakti" şiirinde, “inadına gel" diye yavuklusunu çağırdığı muhallebici  gibi bir yer.

Gerçekten kültür keşfine çıkan ve huzur arayan Bodrum ziyaretçileri, Bodrum'un kültür hazinesi ve doğa harikası olması geri planda kaldı. Kirli servetlerden yeteneksiz yıldızlaşmalara kadar her tür ölçüsüz edinimler sergilenerek hava basılan, yeni edinimler için piyasa yapılan bir vitrin kimliği oluşup öne çıktı.

O nedenle kekin dilime verilen 200, lahmacunun tanesine verilen 300 , kebabın porsiyonuna verilen 700-800 liralar, yenilenlerin değil vitrinde görünmenin bedeli...

Bodrum gidip geldiğim, “ah bir de ben gidebilsem" dediğim bir yer değil. Fakat ülkenin diğer yörelerinde olduğu gibi 15-20’ye de çorba içilebildiğine, 30-35’e de lahmacun, 70-80’e kebap yenilebildiğine eminim...

Bir de şu var! Nihayetinde o faturalar dönüp dolaşıp en aşağıdakilere, bodrum mahkumlarına geliyor. En tepedekiler yiyip içip niye ağlaşıyor!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.